11 Eylül’leri Unutmuş Değiliz!
İsmail Mesut Gökdemir
İlk 11 Eylül’de özgürlükler ve demokrasi ülkesi A.B.D.’nin en simgesel noktalarından birine, dilimize “ikiz kuleler” olarak yerleşen yerine; yani Dünya Ticaret Merkezi gökdelenlerine iki yolcu uçağı çarpmıştı. Üç bine yakın insan öldü, ortalık toza dumana bulandı filan. Büyük yaygara koptu, dünya ayağa kalktı, televizyon kanallarında, başta CNN olmak üzere, yoğun bir panik servis ediliyordu. Ben zaten ne zaman ekranda CNN’i görsem, büyük puntolarla bir şeyler yazılıysa ve birileri heyecanla konuşuyorsa, arkadan da ateşler falan çıkıyorsa tedirgin olurum. Ama bu sefer istenen hepimizin tedirgin olmasıydı, öyle de oldu, bu olay gündeme oturdu, hala daha oturduğu yerden kalkmış değil.
Olayın bir eylem olduğunu öğrendikten sonra faili bulma gayretimiz başlamıştı. Haber kanallarında El Kaide’nin 19 üyesinin eylemi gerçekleştirdiği servis edilmeye başladığında, farklı kaynaklardan da Usame Bin Ladin’in “eylemle ilgim yok, Amerikalı bazı grupların işi” açıklamalarını yaptığı iddia ediliyordu. Epey süre komplo teorileri havada uçuştu. El Kaide’nin böyle bir donanımı olmadığından tutun da ikiz kulelerdeki Yahudi’lerin saldırı günü binaya gelmediğine kadar birçok şey yazıldı çizildi. Bir yandan da başkaları bu büyük eylemi El Kaide’nin gerçekleştirdiğini, bu eylemin Amerika’ya ne kadar zarar verdiğini anlata anlata ispatlamaya çalışıyordu. İkisinin ortasını bulup, eylem El Kaide tarafından yapıldı ama Amerika haberdardı ve müsaade etti diyenler de vardı. Fakat biz bunları düşünür ve tartışırken misilleme planları yapılmakta ve hedefler belirlenmekteydi.
İkinci 11 Eylül’de Amerika’nın “cevabı” Afganistan’da, en az birinci 11 Eylül’de ölen insan sayısı kadar insanın katledilmesiyle verilmeye başlanmıştı bile. Dağlar taşlar bombalanıyor, gökten bombalar yağıyor, ortalık gene toz dumana bulanıyor ve gene binlerce insan öldürülüyordu, fakat CNN’de büyük bir panik havası yoktu, sadece Afganistan’da “terörle mücadele” ediliyordu, o kadar. Belki biraz operasyonel bilgiler, askeri/teknik detaylar, biraz alttan alta yerleştirilen kahramanlık vızıltıları…
Üçüncü 11 Eylül’de ikiz kulelerden fırlayan parçalar Irak’a düşmeye başlamıştı. Irak’ı özgürleştirme operasyonu, A.B.D. ve Britanyalı hükümetlerce, Irak’ın “kitle imha silahlarına sahip olduğu” gerekçesiyle, Birleşmiş Milletler Doğrulama ve Teftiş komisyonu’nun “kimyasal silahların varlığı konusunda kanıtlarının olmadığı” açıklamasına rağmen başlatılmıştı. 2007 yılında yapılan araştırmalardan tahmini bir milyon sivilin öldüğünü öğrendiğimize göre Amerika takriben üçüncü 11 eylülde Yüz Bin insan daha öldürerek intikam almaya devam ediyordu. Ebu Gureyb’i de unutacak değiliz! Dünyanın en rezil işkenceleri, dünyanın en rezil savaşı Irak’ta sürmekteydi. Hala daha onların eserlerini seyrediyoruz.
Dördüncü, beşinci, altıncı, yedinci, sekizinci, dokuzuncu ve onuncu 11 Eylül’lerde de benzer manzaralı izledik. İzledik diyorum, çünkü gerçekten gerek toplum olarak gerek devlet olarak izledik. Aksini iddia eden yüz binlerle, milyonlarla ifade ettiğimiz ceset miktarının izahını yapsın.
On birinci 11 Eylül bugün. Tüm dünyada fellik fellik “terörist” arayan A.B.D. ve onun destekçileri ortalığı toplu mezara çevirdi. Dünyaya “ya bizdensiniz ya onlardan” diye tehditler savrularak cepheler netleştirildi. Afganistan’da 60 bine yakın insan öldürüldü. Irak’ta bir milyondan fazla “sivil” öldürüldü. Yakılan fitiller hala daha sönmüş de değil. Gizli-açık hapishanelerde binlerce insan mahkemesiz, yargısız infaz edildi, insanlık dışı işkencelere maruz bırakıldı. Yani sanırım A.B.D. kendisine yapılana “misliyle” karşılık vermiş oldu, bir yandan da oraya buraya özgürlük, demokrasi filan lutfetti.
11 Eylül’leri unutmuş değiliz. Hiçbirini.








Son Yorumlar