Özgür Açılım

   

1948 yılında organize bir terör çetesi olarak dünya sahnesine çıkan İsrail, geride kalan 62 yılda sayısız katliamla, adalet, hak, hukuk, vicdan, akıl, izan, onur, namus gibi insanlık değerlerini ayaklar altına alarak yüzyılın en büyük utanç kaynağı olmuştur.

İşgal ettiği Filistin topraklarında kin ve ölüm kustuğu Gazze halkına yaklaşık 4 yıldır korkunç bir ambargo uygulan İsrail, insanlığın yüz karası eylemlerine bugün bir yenisini daha eklemiştir.

Gazze’ye, uluslararası hukuka uygun biçimde sadece insani yardım taşıyan gemilere askeri operasyon düzenleyen söz konusu terör şebekesi ‘Birleşmiş Milletler’i, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Devletleri’nin seyirci kaldığı bir vahşet gerçekleştirmiştir. Gemilerde yer alan silahsız, sivil ve masum yardım gönüllülerinden kaçını öldürdüğü, kaç tanesini yaraladığı henüz netlik kazanmış değilse de, haberler durumun “ağır “olduğu yönündedir.

Son saldırılarda şehit olanlara Allah’tan rahmet, yakınlarına sabır, yaralananlara ise acil şifalar diliyoruz. İslam ümmetine, Allah’ın ipine hep birlikte sımsıkı sarılmanın elzem ve acil olduğunu hatırlatıyoruz. İsrail’i kınamakla birlikte, zalimlerin sonunun nasıl olduğuna bakmasını, örneğin ‘Firavun- Hz. Musa’ kıssasından ders almasını tavsiye ediyoruz. İsrail’in suçlarına destek veya susmakla ortak olan devletleri ise, savaş suçlusu olmamaya, en azından, savunucusu oldukları değerlerde samimi olmaya çağırıyoruz.

Dün (27 Mayıs 2010) akşam haberlerinde Tuzla Tersanesi’nde yeni bir iş kazası ile ilgili haberler yer alıyordu. Selahattin Arslan Tersanesi’nde kızak kaldırma sırasında, 15 işçinin de yardımına rağmen vincin halatı kopmuştu. Halatın kopması üzerine başına parça isabet eden bir işçi ölmüş ve bir işçi de omzuna gelen parça nedeniyle yaralanmıştı. Dün yaşanan bu kaza ile birlikte tersanelerde yaşamını yitiren işçi sayısının 134’e çıktığı bildirildi. Dün kaldırma işi yapılırken vincin gücü yetmemiş ve 15 işçi de kızağı itmeye çalışmıştı. Bu da kızağın gücünün yetmediği ve her an kopacağı anlamına geliyordu. Ve nihayetinde vincin çekim gücü olan bomu kopup bir kişinin yaralanmasına bir kişinin de ölümüne sebep oldu.

Yine geçtiğimiz hafta Zonguldak’ta 30 maden işçisinin öldüğü benzer bir iş kazası yaşanmıştı. Karadon Ocağı’ndaki patlama 17 Mayıs’ta saat 13.29′da meydana gelmişti. Yerin 540 metre altındaki patlama madene inilen ‘Kafes’ adlı asansöre zarar vermiş ve kafesin denge halatları kopmuştu. Bu nedenle bu yoldan kurtarma çalışmaları yapılamadı. Karadon’da kafesten daha küçük bir servis asansörü daha vardı. Fakat bu asansörle ancak 460 metreye inebiliyordu. Kazadan sonra bu asansörle yeraltına ulaşmaya çalışıldıysa da 460 metreden sonrası yoğun gaz altında olduğundan, başarılamadı. Bu nedenle kurtarma çalışmaları, Karadon’a 2 bin 500 metre uzaklıktaki Gelik Maden Ocağı’ndan yürütüldü. Ancak çalışmalar çok yavaştı. Kazadan ancak 66 saat sonra 30 işçiden 28′inin ölü bedenlerine ulaşıldı… Cesetler ‘kuyu’ denilen asansör hattının yakınlarındaki, galerilerde biriken suların yeryüzüne atılmadan önce biriktirildiği havuzun çevresinde bulundu. Bazı işçiler de kuyu dibi galerilerinin açıldığı alanlardaydı. Yani işçiler göçük altında kalmamış, patlama sonrası oluşan yoğun karbonmonoksit gazından zehirlenmişlerdi. Maskeleri yanlarındaydı. Fakat zaten bu maskelerinin etkisi sadece bir saatti.
Devamını Oku »

Çoğu insan kalem kağıt başına geçince birden aklına hiçbir şey gelmez, hatta yazacak komik bir şeyler bulmak daha da zordur. Seninse her köşende öyle bir doluluk var ki daha yazacakmış da sığdıramamış gibi bile geliyor okurken. Merak ediyorum nerden buluyorsun bu konuları, bu esprileri?

“Komiklik olsun diye komiklik üretmek” şeklinde bir mizah anlayışına baya mesafeliyim. Buna ihtiyacımız olmayacak kadar komikliklerle dolu bir ülkede yaşıyoruz zaten.Yazdığım şeyler genelde aşırı derecede sinirimi bozan sosyal olaylar oluyo.  Benim yaklaşımım son derece sade aslında, yani olaylar üzerinde fazla kurgu yapmadan olayın aslı neyse ondan sapmadan, o durumun kendi komikliğini okuyucuya fark ettirmek. O yüzden sürekli komik olmak gibi bir kaygım yok aslında. Mevcut durumları anlatmanın kendisi bana komik geliyor. İnsanlara gülmeleri için olmadık bir durumu karitatürize ederek sunmak ya da beklenmedik bir kelimeyi karşılarına çıkarmak bana çok basit ve sıradan geliyor. Sokakta yürürken başıma gelen bir şey ‘samimi bir komik’ oluyor ve gerçek.  Çünkü aslında toplumsal normlar çok anlamsız ve komik olabiliyor bazen.
Devamını Oku »

Kampüste eylem var!

20 Mayıs 2010 10:06

Üç Sendikalı Bilgi Üniversitesi çalışanını haksız biçimde işten atan okul yönetimine Bilgi’deki üç kulüpten ortak yanıt geldi: Üniversite Öğrencileri işlerine bakıyor: yanı başlarındaki bir haksızlığa seyirci kalmamak da işlerinden biri!

4 Mayıs 2010’da Ahşap Atölyesinde çalışan üç sendikalı işçi; Kadir Karabulak, Bülent Karaçeper, Rıza Karapeçer o günden bugüne kampüste oturma eylemine devam ederken okul yönetimi işçilerin işlerine iade edilmesine dair hiçbir olumlu adım atmamıştır. Ahşap atölyesinin kapatılmasının işten çıkarmalara gerekçe olarak gösterilmesi bizi tatmin etmemiş ve bizler tarafından yeterli bir sebep olarak kabul edilmemiştir!

Öncelikle bu işten çıkarmaların işçilerin sendikalı olmasıyla ilgili olduğu ve sendikalaşma sürecini engelleme amacı taşıdığı açıktır. Sendikalaşma sürecinin başından beri bu harekete karşı olumsuz bir tutum sergileyen okul yönetimine bunun yasal  bir hak olduğunu bir kez daha hatırlatmak ve bu mücadelede Bilgi Üniversitesi öğrencileri olarak işçilerimizin yanında olduğumuzu haykırmak için toplanmış bulunuyoruz.

Bunun için okulun resmi öğrenci kulüplerinden Özgür Açılım Kulübü, Sosyalist Düşünce Kulübü ve Antikapitalistler olarak yapılan bu haksızlığa karşı ortak bir duruş sergilemek amacıyla bir araya geldik.
Devamını Oku »

Deniz Baykal Ahlak Dedi!

19 Mayıs 2010 23:03

 Tezgâhlar vardır, ucuza kıyafetler satılır.Kalitesiz, bayağı, defolu mallar, oraya atılmış, yığılmıştır.Tezgâhtar bağırır: “Seçin ayırın!..”Türkiye’nin gündemi de böyle; seviyesizlikler, günübirlik hesaplar, basitlikler yığını.

Gündemi takip edeceğim diye uzun uzun dalıp gitmek sağlığa zararlı.Mekdanıls’ta yemek yediğini düşün. (aman, aklından bile geçirme!)Yapılması gereken ahlak ve ilkeler gözlüğü ve giderek gözü ile bakmak bakılması gerekli yerlere, gerektiği kadar.Yoksa yazıktır, vakit önemli, ömür kısa, boş işlerden kesinlikle yüz çevirmeli.

TBMM mesela, önemli bir yer ve oradaki konuşmaları dinlemek gerek, ancak, ne yazık ki yapılan konuşmalardan 10’da 7’sini dinlemek, açıkça, israf demek.Bu oran son anayasa değişikliklerinde ortaya çıktı!)

Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    EA4EA5EA6EA1EA1EA1semih kaplanoğlu----semih kaplanoğlu--semih kaplanoğlu-semih kaplanoğlu54