5 Mayıs dersi notları: İnfâk

Haz 6, 2011 by

Tebliğci: Kevser ÇAKIR

Dersin özetini bu şekilde yollamış olayım. İnşallah gelemeyenler için açıklayıcı bir metin olmuştur.

Selam ve dua ile…

Kur’an’da Anlatıldığı Şekliyle İnfak

 

 

İnfak; nefk kökünden gelir. Sözlük anlamı tükenmek iken, ıstılah anlamı çoğalmaktır. Kur’an’ı Kerim kelimeyi dönemindeki anlamından kopararak yeniden inşa etmiş ve bu şekilde kavramsallaştırmıştır. Sahip olduklarımızdan ihtiyaç sahipleri için pay ayırarak vermek demektir infak. Zengin, yoksul ayrımı yapmadan bütün iman edenler için emredilmiştir. Kur’an’ın ilk işlediği konulardan biridir. Her dönemde toplumların genel problemi kazanç ve bunun adil olarak dağıtılması olmuştur. Bu durum Rabbimiz tarafından bir düzene sokulmuş ve infak-zekat gibi kavramlarla Kur’an’da defalarca zikredilmiştir. Mal kazanma hırsı fıtri olarak her insanda bulunur. Bu durum şu şekilde Kur’an’da ifadesini bulur:

 

“Kadınlara, çocuklara, altın ve gümüş (cinsin)den birikmiş hazinelere, soylu atlara, sığırlara ve arazilere yönelik dünyevi zevkler insanoğlu için çekici kılınmıştır. Bütün bu zevkler bu dünya hayatında tadılabilir, ama hedeflerin en güzeli Allah katında olanıdır.” (Al-i İmran 14)

 

 

Kur’an dünyaya nasıl bakıyor?

 

Kur’an dünya nimetlerini kerih ve kötü görmediği gibi, keyif ve haz almak için kullanılmasına da karşı çıkmıştır. Dünyayı “ahiretin tarlası” olarak nitelendiren İslam anlayışı, dünyadaki nimetlerin güzel olduğu kadar “geçici” ve “aldatıcı” olduğunu vurgular. İmtihan bilincini ayakta tutar.

 

“Mal mülk ve çocuklar dünya hayatının süsleridir; ama ürünü kalıcı olan dürüst ve erdemli davranışlar ise, karşılığı bakımından, Rabbinin katında daha değerli ve bir ümit kaynağı olarak daha verimlidir.” (Kehf Suresi 46.ayet)

 

 

Rızkın Allah’tan geldiğini unutmak!

 

İşte yaşadığımız dönemde kazanma hırsı ile dünyaya dalan insanoğlu, kazancını da kendi özgücüne mal etmektedir. Oysa rızkı veren, onu genişletip, daraltan Allah’tır. Rasyonel görülmeyen bu izah kimilerince küçümsense de, rızkın bol olarak verilmesi de bir imtihan kılınmıştır. Rabbimiz bir imtihan olarak rızkı bol verilenlere bunun Allah’ın bir nimeti olduğunu hatırlatarak, rızkı az olanlara vermesini ister. Böylece rızık dağılımı gerçekleşecektir.

 

 

“De ki: “Rabbim, kullarından dilediğine bol rızık verir, dilediğine az ve başkaları için ne harcarsanız yerini (daima) doldurur: çünkü O, rızık verenlerin en hayırlısıdır”. (Sebe Suresi 39.ayet)

 

Rızkı bol verilenler aslında başkalarının da kendi rızıklarında hakları olduğunu bilmek durumundalar. Çünkü rızkın gerçek sahibi onlar değiller. O mallar ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmak üzere emanettir esasında. Rabbimiz bunu Zariyat Suresi’ndeki 19. ayet ile şu şekilde bildiriyor: “Onların mallarında yoksullar ve muhtaçlar için de bir hak vardır.”

 

Zenginlerin kendi mallarından bir kısmını infak etmelerini Allah onların bir lütfu olarak değil, zorunlu görevleri olarak ifade ediyor. Böylece insanlar arasında sosyal uçurumlar oluşması engelleniyor.

 

Ahiret bilinci 

!İnfak ve Zekat aynı zamanda bir bilinç ile yapılmak durumundadır. Çünkü mal yığmak ve yoksullar için harcamaktan kaçınmak insanın kendi ahiretini tehlikeye atması demektir: “Ve Allah yolunda harcayın(infak edin), kendi elinizle kendinizi mahvetmeyin ve iyilik yapmaya azimle devam edin: unutmayın ki Allah iyilik yapanları sever.” (Bakara Suresi 195.ayet)

 

İnfakın temel şartlarından bir diğeri de sevdiğimiz şeylerden ve canımızı acıtacak şekilde vermektir.

 

“[Size gelince ey müminler,] kendiniz için özenle ayırdığınız şeylerden başkaları için harcamadıkça gerçek erdeme ulaşmış olamazsınız; ve her ne harcarsanız kuşkusuz, Allah ondan tamamıyla haberdardır.” (Al-i İmran Suresi 92)

 

 

Yoksulluk kaygısı

 

İnfak etmeyi engelleyen sebeplerden biri de şeytanın korkutmalarıdır. Bu korkular yüzünden sahip olduğumuz imkanların yok olacağı korkusuyla daha fazla kazanmaya endeksleniriz. İhtiyaç sahiplerine vermenin fakirliğe yol açacağına vehmederiz. Buna karşı dikkatli olmamız gerektiği Kur’an’da şöyle ifadesini bulur: “Ey inananlar, kazandıklarınızın iyi olanından ve sizin için yerden bitirdiklerimizden infak edin. Kendinizin göz yummadan alamayacağınız bayağı şeyleri vermeye kalkışmayın ve bilin ki, kuşkusuz Allah hiçbir şeye ihtiyacı olmayandır, övülmeye layık olandır. Şeytan sizi fakirlik ihtimali ile korkutur ve cimriliği telkin eder. Oysa Allah, size bağışlamasını ve lütfunu vaad eder: Allah kudret ve egemenlikte sınırsızdır, her şeyi bilendir.” (Bakara Suresi 267-268.ayetler)

 

 

Hz. Muhammed’e atfedilen söz der ki: “Erteleyenler helak oldu!”

 

İnfak etme de bir önemli husus ertelememektir. Ticaret ve iş yoğunluğundan zaman ayıramadığından dem vuran günümüz insanı sürekli bir erteleme halindedir. Bu yaklaşıma karşılık müminlerin olması gereken durum şu şekilde ifade ediliyor Kur’an’da: “öyle kimseler (vardır ki,) bunları ne ticaret ne de kazanma hırsı Allah’ı anmaktan, namazda devamlı ve duyarlı olmaktan, arınmak için zekat vermekten alıkoyabilir; böyleleri kalplerin ve gözlerin dehşetle döneceği Gün’den korkarlar.” (Nur Suresi 37)

 

 

Kimilerinin harcadıkları neden kabul olmuyor?

 

 

İnfak da önemli olan bir başka şey, ihtiyaç sahiplerine vermenin dayanışma bilinci ve duyarlılık ile ve Allah rızasını kazanmak için yapılmış olmasıdır. Bu yüzden kafir, münafık ya da diğer inkara şartlanmış olan insanların harcamalarının kabul görmeyeceği belirtilir: “De ki: “ister gönüllü harcayın, ister gönülsüzce: bu sizden asla kabul edilmeyecektir; çünkü siz kötülüğe gömülüp gitmeye niyetli bir topluluksunuz! Verdiklerinin kabul olunmasına engel olan, Allah’ı ve resulünü inkar etmeleri, namaza tembel tembel gelmeleri ve istemeyerek vermeleridir.” (Tevbe Suresi 53-54)

 

Zekat nedir?

 

Kur’an’da ayrıca Zekat olarak ifadesini bulan kavram, yıllık olarak mallarını temizlemek için verilmesi gereken sadakadır. Hz. Ömer döneminde zorunlu olarak alınan Zekat, Hz. Osman döneminde serbest bırakılmış. Bu yaklaşım daha sonraki dönemlere de yansımıştır.

 

Devlet değişken bir yapıdır. Toplum ise her dönem ve koşulda benzer nitelikler taşır. Elbette devletin görevi yoksulluğun giderilmesi olmalı. Ne var ki, aslolan zekat müessesesini işlevselleştirerek toplumsal hale getirmek, işi devlete bırakmamaktır. Zekat ile infakı ayıran temel etken Zekat yalnızca Müslüman zengin (malından arttıran) kesime farz iken, infak her Müslüman’a farzdır. (Al-i İmran 134.ayette belirtildiği gibi: “O takva sahipleri ki, bollukta da darlıkta da infak ederler…”)

 

 

Namaz ve İnfak ilişkisi

 

Namaz (salat) ile infak bir çok ayette birlikte zikredilir. İkisi de toplumu ihya eden, kötülükten nehyeden ibadetler olması hasebiyle önemlidir… Aynı zamanda günün beş vakti kıldığımız namaz gibi, infak etmenin de devamlı olması ve sık aralıklarla yapılması gerektiğini çağrıştırır bu vurgular.

 

“Namazınızda dikkatli ve devamlı olun, infak edin, çünkü kendiniz için önceden yaptığınız her iyiliği Allah katında mutlaka bulacaksınız: Unutmayın, Allah bütün yaptıklarınızı görür.” (Bakara 110)

Kimlere Verileceği

 

İnfak; ihtiyaç sahiplerine (düşkünlere), yoksullara, borçlulara, hastalara, yolda kalmışlara (mülteci, sığınmacı, muhacir vs. olabilir), kalbi İslam’a ısındırılacak olanlara, zekatı toplayan memurlara, köleleştirilenlere verilir. Gizli ve açık olarak verilmesi buyrulur. Gizli çünkü bencillik ve müstağnilik duygusundan kaçınmak için, açık çünkü toplumu kazancının fazlasını vermeye teşvik etmek için…

 

İnfak illa ihtiyaç sahipleri için değildir, Allah yolunda mücadele etmek için kullanılacak araçlar için harcamada bulunmak da infak olarak ifade etmiştir Rabbimiz.

 

“O halde, onlara karşı toplayabildiğiniz kadar kuvvet ve binek hayvanı hazır edin ki bununla hem Allah’ın, hem sizin düşmanınız olan bu insanları, hem de sizin bilmediğiniz ama Allah’ın bildiği başkalarını caydırabilesiniz; (ve bilin ki), Allah yolunda her ne sarf ederseniz size bütünüyle ödenecek ve size haksızlık yapılmayacaktır.” (Enfal 60)

 

Başa Kakma

 

Bir başka husus da başa kakma ya da arkasından konuşma durumu. Bu durumda infak edilenin kabul edilmeyeceği hatırlatılır ve bu yaklaşımdan kaçınmak gerekliliği hatırlatılır.

 

“Allah yolunda mallarını harcayan ve sonra iyiliklerini başa kakıp [muhtaç kişinin duygularını] inciterek [bu] harcamalarının değerini düşürmeyenler mükâfatlarını Rableri katında bulacaklar; onlar için artık ne korku vardır, ne de üzüntü.” (Bakara 262)

 

Ölçüsü ne olacak?

 

Ayetlerde şu vurgular öne çıkar; gerekli ihtiyaçların dışındaki fazlalıkları infak etmek. Bollukta ve darlıkta infak etmek. Savurganlık ve cimrilikten uzak olarak ölçülü bir şekilde infak etmek.

 

Velhasıl kelam;

 

Kötülükten malını arındırmak, yeryüzündeki nimetler dolayısıyla şımarmamak, imtihan bilincini ayakta tutmak, Mülkün Allah’a ait olduğunu hatırlamak, toplumsal düzeni ve paylaşımı sağlamak, düşmana karşı güçlü ve kudretli olmak, ümmet bilincini ve kardeşlik duygusunu pekiştirmek için İnfak tüm inananlar için vardır. Günümüzde böylesi bir önemi olduğu biz Müslümanlarca çok kavranmasa da tüm inananların ortak vasfı ve ayırt edici özelliği olmak zorundadır.

 

 


Related Posts

Share This

Leave a Comment