Açılım’ı mefhum-u muhalifinden okumaya çalışsak nasıl olur!
Devlet tarafından da kabul edildi demektir kapalılık ki açılım’a sıra geldi.
Biraz garip değil mi; 80 sene sonra bir anda fark ettik ki Kürt diye bir canlı türü var! Onlar da insan. Kendilerine has, farklı bir (ana) dilleri var. Türkiye’de (de) yaşıyorlar. Üstelik nüfusun yüzde yirmisini oluşturuyorlar. Onlar da Türkler gibi vatandaşlar ve artık Türkler kadar – Türklerle eşit- haklara sahip olmalılar.
İşte buna açılım diyoruz. Hayırlı olsun!
İyi de neydi kapalı olan, nedir yavaş yavaş açılan?
Ayıptır söylemesi insan’ın en doğal haklarıydı kapalı olan.
İnsanın doğuştan getirdiği, vazgeçilmez, devredilmez haklarıydı.
Tanrı’nın insan’a bahşettiği nimetlerdi kapatılan.
Doğa kanunuydu; rüzgarın esmesi, yağmurun yağması, çiçeklerin açmasıydı kapatılmaya çalışılan.
Elbette kapatılamazdı, ancak yok sayılabilirdi bir süre, hepsi bu kadar.
Sonrası malum, mecbur açılım!
İnsanlığın vicdanına, doğa kanunlarına, Tanrı buyruğuna kafa tutulabilir belki bir süre; ancak karşı gelinemez.
Artık insanlığın önü, yeterli değilse de, bir nebze açılmıştır.
Türkiye’de, çağın epey bir gerisinden, aynı anda ve oranda hem Türkler hem Kürkler için atılan önemli bir adım bu yine de.
Artık siz varsınız Kürtler, haklarınız da var ve verilecek; sizi temin ederiz: kardeş payı yaşayacağız, demek ne ağır bir ifadedir hiç düşündün mü Sevgili Okuyucu?
Bu Cumhuriyet geride çok ağır bir adaletsizlik bıraktı. Akıl mantık almayan, insanlığın, vicdanın kabul etmediği bir zulüm bıraktı.
Düşün; bu sadece Kürt meselesi ile ilgili boyut.
Bu ülkede bir açılım olacaksa ki, olacak inşallah, henüz gündeme gelenler büyük harfle yazılması gereken Açılım’ın a’sıdır ancak!
Ordu’da bir açılım olmalı.
Buna kapanım desek yerinde olur. Ordu kışlasına dönmeli, siyasetten elini tamamen çekmeli, sivil iradeye saygıda kusur etmemeli. (Tüm gelişmiş ülkelerdeki gibi. Hedef gösterdikleri batılı devletler gibi)
Yargı’da bir açılım olmalı.
Hukuk adaleti yüceltmeli, kanunlar herkes için, herkese uygulanmalı. Elbette devlet dahil!
Eğitim sisteminde açılım olmalı.
Çağdışı müfredatlara, resmi ideolojinin dayatılması suretiyle tek tip, fabrikasyon ürünü makul vatandaşlar yetiştirmeye son verilmeli mesela.
Bu ülkede açılım’ın anası anayasada yapılacaktır. Yeni yama yapılması değil artık yeni bir anayasa yapılması gerekiyor baştan sona. Türkiye bir utancına daha son vermeli; insanlık düşmanı darbecilerin anayasasını çöp kutusuna atmalı.
Evet süreç içinde paklama çalışmaları ile adam edilmeye çalışılmıştır anayasa ancak bu anayasayı teneşir paklar ancak!
Türkiye büyümek, güçlü bir devlet olmak, uzun sıhhatli bir ömür yaşamak istiyorsa insanını yaşatmalı ya; kapanmakla kapatmakla değil açmakla açılımla olacak.
Açılımların önünde durulmamalı.
Yazının Kaynağı Belirsiz…


























