Cafcaf Dergisi Puantiye köşesinin yazarı Gülsüm Kavuncu İle Mizah Üzerine Bir Röportaj

May 26, 2010 by

Çoğu insan kalem kağıt başına geçince birden aklına hiçbir şey gelmez, hatta yazacak komik bir şeyler bulmak daha da zordur. Seninse her köşende öyle bir doluluk var ki daha yazacakmış da sığdıramamış gibi bile geliyor okurken. Merak ediyorum nerden buluyorsun bu konuları, bu esprileri?

“Komiklik olsun diye komiklik üretmek” şeklinde bir mizah anlayışına baya mesafeliyim. Buna ihtiyacımız olmayacak kadar komikliklerle dolu bir ülkede yaşıyoruz zaten.Yazdığım şeyler genelde aşırı derecede sinirimi bozan sosyal olaylar oluyo.  Benim yaklaşımım son derece sade aslında, yani olaylar üzerinde fazla kurgu yapmadan olayın aslı neyse ondan sapmadan, o durumun kendi komikliğini okuyucuya fark ettirmek. O yüzden sürekli komik olmak gibi bir kaygım yok aslında. Mevcut durumları anlatmanın kendisi bana komik geliyor. İnsanlara gülmeleri için olmadık bir durumu karitatürize ederek sunmak ya da beklenmedik bir kelimeyi karşılarına çıkarmak bana çok basit ve sıradan geliyor. Sokakta yürürken başıma gelen bir şey ‘samimi bir komik’ oluyor ve gerçek.  Çünkü aslında toplumsal normlar çok anlamsız ve komik olabiliyor bazen.

İnsanların normal kabul ettikleri şeyleri ironik bir dile dönüştürüp bir adım geriden bakmayı hedefliyorsun. Normal kabul edilene biraz yabancılaşmamızı istiyorsun anladığım kadarıyla.

Aynen öyle. Normalleşen bazı pratiklerimiz aslında o kadar anormal şeyler ki. Mesela çöpten kağıt, plastik gibi şeyler toplayan insanların pis, tinerci, hırsız gibi algılanarak toplumun en zararlı ve aşağı insanları gibi görülmesi ve bunun bu kadar içselleştirilmiş olması bana çok garip geliyor. Çünkü bu insanlar benim açımdan toplumun en saygı değer insanları. Düşünsenize onlar sayesinde bir geri dönüşüm mekanizması sürdürülüyor ve kimse bunun farkında bile değil. Mesela burada bana komik gelen şey, boş vakitlerinde topluma üstten bakmak dışında bir özelliği olmayan zengin sınıfların kendilerini bu insanlardan üstün ya da faydalı zannedebilmesi. Bir kağıt toplayıcısının yanında senin nasıl bir faydan olabilirki? Aslında bunun komik bir durum olduğunu biraz yabancılaşınca anlıyoruz. Ben bunu göstermek istiyorum. Günlük hayatta o kadar çok normal kabul ettiğimiz şey var ki saçma sapan. O yüzden konu bulmak için pek zorlanmıyorum. Yani günlük hayattaki her şeyi köşeme taşıyabiliyorum ve olayları tersine çevirince her şeyin aslında ne kadar komik olduğu ortaya çıkıyor..

Çoğu alanda olduğu gibi mizah alanında da pek fazla kadın görmüyoruz. Cafcafta, penguende ya da uykusuz da ideolojiler değişse de bu pek değişmiyor. Buna rağmen sen mizah yazarı deyince ismi akla gelen az sayıda mizah yazarından birisin. Bunu nasıl değerlendiriyorsun? İçerden bakınca bir kadın nelerle karşılaşıyor mizah dünyasında?

Kadın deyince toplumda şöyle bir şey var, her konuya değinen nötr bir insan gibi kabul edilmiyorsun. Mutlaka kadınlıkla ilgili bir şeyler anlatman bekleniyor. Çünkü ‘asıl insan’ zaten sen değilsin. Sen sadece‘kadınlara özgü’ konularla ilgilenmelisin. Yani hangi alanın kadına ait olduğuna karar veren otorite sahipleri var. Bir erkek özgürce her konuda fikrini paylaşabiliyorken bir kadın da aynı şekilde fikirlerini paylaşmaya kalktığında ona bir şekilde kadın olduğu hatırlatılıyor. Bu tabi daha çok kadınların azınlıkta olduğu alanlarda ortaya çıkıyor. Sanırım bu bir alışma evresi, sabırla alışmalarını bekliyoruz. Bir de başörtülü olunca, hem kadınsın, hem de başörtülüsün o zaman sadece başörtülü kadınları anlatabilirsin gibi bir imaj oluşuyor insanlarda. Daha okumadan bu da hep başörtülü kadınları anlatıyor diyorlar. Ama daha okumadın bir dur bakalım. Sadece biliyor benim başörtülü olduğumu, aman hep aynı mesele deyip geçiyor. Ama bir erkek karikatürlerinde erkek çizdiğinde kimse bu da erkekleri anlatıyor demiyor. Ayrıca her konuya değininebiliyor. Ben yapay bir şekilde belli bir alana sıkıştırılmış durumdayım ve  tabiî ki bunu kabul etmiyorum ve Puantiye’de bu algıyı kırmaya çalışıyorum.

Evet haklısın valla…

Mesela ben kendi köşemde kağıt işçilerinden, kendi arkadaşlarıma; milliyetçi Müslümanlardan, üniversite hayatına değin pek çok konuya değindim. Ama yine de hepsi başörtülü kadın hikayesi gibi anlaşıldı.

Ya da mesela kadınlar yazı yazdığında ya da bir işle uğraştığında hep belli konularla ilgilenmesi bekleniyor. Kadınlar sadece kadın ve aile, ya da güzellik ve bakım gibi konularla ilgilenirmiş gibi bir algı var…

Ya da mesela her köşemde erkeklere bir laf sokmam şeklinde bir beklenti oluşuyor. Ben neden her yazımda erkekleri eleştireyimki? Benim erkekler ya da kadınlar gibi cinsiyetçi bir yaklaşımım yok bir kere. Sadece cinsiyetimden ötürü ortaya çıkan bu beklenti de bana çok komik geliyor mesela. En büyük sorunum bu sanırım mizahçı bir kadın olarak.

Bir türlü normalleşememek yani…

Evet. Sadece cinsiyetimden dolayı feminist olarak algılayanlar olabiliyor mesela ve kadın olunca yaftaya daha açık oluyorsunuz.

Cafcaf’ın diğer mizah dergileri arasında farklı bir misyonu var. Cinsellik ve küfür içeren espri yapmadan da mizah olur, hem de çok daha kaliteli olur diyerek çıktınız yola. Çok da politik bir duruşu var, sistemle sorunu olan bir dergi. Sence Müslümanlık ve mizah nasıl bir bileşen oluşturuyor? Sen bunun neresinde duruyorsun?

Ben bu soruya karşı çıkıyorum aslında. Müslümanlık ve mizahın bir arada durması ilginç bulunası bir şey değil. Bu da bahsettiğim diğer konular gibi bana komik geliyor. Normalin dışında bir şey değil aslında İslam ve mizahın yan yana durması. Belki biraz gülmeye ve güldürmeye yabancılaştığımız için insanlara garip geliyor. Ama mizah tarihte de hiciv ve muhalefet kültüründen gelen bir şey. Toplum olarak çok yabancı olduğumuzu düşünmüyorum. Diğer mizah dergilerinin muhaliflikten anladığı en fazla Ak Partiyi eleştirmek, sistemin kendisiyle bir dertleri yok. Hatta fazlasıyla benimsemiş gözüküyorlar. Mesela ‘polisle çatışan halk’ esprileri bana çok ucuz geliyor, polis hükümeti temsil eden bir şey ve bugün bu hükümet olur yarın başkası olur yalnızca onu eleştirmenin bir muhalif duruşun parçası olabileceğini asla düşünmüyorum. Oysa biz Ergenekon meselesinde de söz söyleyebilen bir dergiyiz. Dolayısıyla bu konuda diğer mizah dergilerinin yaklaşımlarını oldukça yavan buluyorum. Bunun dışında bir de Müslüman olmamızdan kaynaklanan bir önyargı var “hadi sıkıysa Akpyi eleştirin” şeklinde. Yani adamlar bize ters gelen bir şey yaptığında zaten eleştiriyoruz, ama sadece eleştirmek için eleştirenler gibi sığ şekilde hareket edecek halimiz yok. Akp’yle ne bir samimiyetim ne de iki çift laf etmişliğim var dolayısıyla canım eleştirmek istediğinde eleştiririm yani. Ama siz istiyorsunuz diye değil

Mizah tarzınız ve gündeminiz de daha farklı gözlemlediğim kadarıyla…

Argo ve cinsellik konusunda da öyle yani. Yeri geldiğinde argo da kullanılır bence ama salt birinin küfür etmesi ya da bir kadına sulanması komik değildir. Kolay espri diyoruz biz bunlara. Biri bir küfür ediyor ya da cinsel bir şey söylüyor ve bu komik oluyor. Bakıyoruz ortada bir espri yok aslında. Çok da cinsiyetçi bir yaklaşım, kadını cinsel bir nesne haline getiriyorlar. Bunu zaten çok çirkin buluyorum. Biz daha entelektüel ve daha sosyal espriler peşindeyiz. Belli bir kaliteyi sürdürmek için bunu önemli buluyorum.

Kadın olmanın nasıl bir etkisi oluyor buna sence?

Bir kadın olarak elbette içinde bulunduğumuz patriarkal sisteme ve bundan beslenen her türlü iktidar mekanizmasına eleştirel bir bakışla yaklaşma konusunda erkeklerden daha avantajlıyız. Çünkü onların bu durumun idrakine varmaları biraz daha zor oluyor. Burada aslında farkında olmadan kendilerinin de bu sistem içinde ezildiklerini görmelerinden bahsediyorum. Diğer dergilerdeki kadın çizerlere de bakıyorum mesela, aynı şekilde küfrediyor. Bu söylemle baskın erkek dilini içselleştirmiş oluyorlar aslında, aynı sistemin bir parçası oluyor. Bir değişim getirmelisin ben bu alanda kadın olarak varım diyorsan. Aynı dili kullanıyorsan bir kadın hareketi başlatamazsın. Ki böyle bir dertleri de yok sanırım.

Bir de kadının nesneleştirilmesi ve cinselliğiyle ön plana çıkması çağdaşlık gibi
anlaşılıyor ve siz cinsel espri yapmadığınız için gerici diye etiketleniyorsunuz ne komik aslında dediğin gibi…

Evet cinsellik olmadan mizah mı olur diyor bazıları. Bu ne sığ bir düşünce ben anlamıyorum. Değinecek o kadar çok konu var ki şu toplumda. Espri anlayışını kaka ve popoyla sınırlandırmanın kendisi aslında bir tutuculuk ve ‘gericilik’. Yani kısıtlanmış olan bizler değiliz, biz gayet özgür bir şekilde canımız hangi konuya değinmek isterse ona değinebiliyoruz.

Bir de ben şunu görüyorum zaten, bir tek ilk iki sayfada ve kapakta biraz politik toplumsal espriler oluyor, gerisi kelime esprileri, cinsellik ve küfür üzerine kurulu. Aslında çok da toplumsal olaylarla ilgili görünmüyor seküler dediğimiz mizah yazarları. İlk iki sayfayı da çok zorlama yazıyorlar sanki gündemle alakalı da bir şeyler olsun diye.

Cafcafın zaten  her köşesinde bir gündem oluşturma derdi vardır. İlk üç sayfaya birkaç politik espri koyalım gerisini doldururuz şeklinde bir anlayışımız yok. Penguen, Uykusuz ya da Leman sol tandanslı dergiler gibi gözüküyor. Ama gerçek bir sol gündem ‘Tayyip’ ve polis eleştirilerinden ibaret midir mesela. Sadece Puantiye’de bile ben her türlü toplumsal konuya değinmeye gayret gösteriyorum Cafcaf’ın her köşesini teker teker ele alacak olursak belki de aslında sola yakın bir mizah dergisinin gündeminde olması gereken konulara bizim daha hakim olduğumuzu görürsünüz. Bunun dışında biz İslami bir gündem de yakalamaya çalışıyoruz. Kendi komiklik anlarımızla da dalga geçiyoruz. Sürekli bir şeylere cevap vermeye çalışan ve kendini ne olmadığı üzerinden tanımlayan bir dergi değiliz. Çünkü takıntı haline getirdiğimiz o ‘olmadığımız şey’i ortadan kaldırınca geriye biz diye bir şey kalmaz. Cafcaf ayakları yere basan ve kendi temelleri olan bir dergi. Ayrıca biz kendi kesiminin öz eleştirisini yapabilen, bu anlamda oldukça esnek bir bakış açısı olan bir dergiyiz. Milliyetçi Müslüman mesela dalga geçilecek bir şey. Müslüman nasıl milliyetçi olur?

Bunu çok eğlenerek yapmak da bir beceri…

Evet. Biz herkesi eleştiriyoruz. Ak partiyi de eleştiriyoruz. Ama körü körüne bir parti eleştirisi bizim tercihimiz değildir. Sonuçta Ak parti hükümeti de gelip geçici bir hükümet. Tüm eleştiri evrenimizi kaplayacak bir şey değil. Neden ‘Tayyip dergisi’ çıkarayım ki. Dünya bundan ibaret değil, düşünce dünyamız bundan daha geniş olmalı diye düşünüyorum.

Evet parti eleştirisinin ötesine geçemiyorlar bir türlü…

Tabi şunu da söylemek lazım. Ben dergi adına konuşmuyorum. Bunlar benim Cafcaf’la alakalı kendi düşüncelerim. Her konuda aynı fikirde olan homojen bir yapımız yok, ki bunun da bizim açımızdan bir avantaj ve zenginlik olduğunu düşünüyorum. Temelde ortak bir buluşma noktamız var ama herkes kendi içinde bağımsız. Bu da yine bizim esnekliğimizi gösteren bir şey.

Senin köşende başörtülü kadın büyük bir görünürlük kazanıyor. Toplumda bu kadar görünülmesi istenmeyen bir kadını sen köşene taşıyorsun. Köşendeki  her şeyi eleştiren sevimli başörtülü karakter için bu da bizim hanzalamız olsun mücadeleyi temsil etsin teklifi bile aldığını hatırlıyorum. Mücadeleye etkisi oluyor mu sence?

Başörtüsü sorunu, elbette başörtülü bir yazar olarak benim de gündemimdeki konulardan. Ama benim başörtülü kadınların hayatını anlatıyorum diye bir iddiam asla yok. ‘Sen orada yazdıklarınla bütün başörtülüleri temsil ediyorsun’ dayatmasına da karşıyım zaten. Puantiye benim manifestomdur, benim söz söylediğim yerdir ve tamamı Gülsüm Kavuncu olarak beni temsil eder. Ben köşemde başörtülüleri anlatmaya çalışmıyorum. Ben kendi tecrübelerimden yola çıkarak hayatımda ve toplumda yer alan çeşitli konulara değiniyorum.

Az sayıda başörtülü mizah yazarı olunca böyle sorunlar çıkıyor, daha çok olsa keşke…

Evet çok azız. Ama dergi içinde yalnız ben değilim. Betül abla(Betül Zarifoğlu) var, Ebru Zeynep var. Ve her birinin dergiye çok şey kattığına inanıyorum ben ve dergi içinde kadın bakışının da ne kadar önemli olduğunu bir kez daha görüyorum.Umarım yalnız Cafcaf’ta değil diğer dergilerde de kadın mizahçılar çoğalır ve umarım bunun aslında toplumda çok önemli bir karşılığı olduğu fark edilir.

Teşekkür ederim çok eğlenceli bir röportajdı.

Ben teşekkür ederim.

Elif Fatîma

Alıntı : www.kadinnews.com

Related Posts

Tags

Share This

Leave a Comment