Özgür Açılım Platformu 30 Mayıs 2010 Pazar günü 60. Berlin Film Festivali’nde son filmi “Bal” ile Altın Ayı ödülünü kazanan ünlü yönetmen Semih Kaplanoğlu’nu ağırladı. İki saate yakın süren söyleşide Kaplanoğlu, Yusuf Üçlemesi, kendi sineması ve Türk sineması üzerine sorulan soruları yanıtladı.
Söyleşide öne çıkan satırlar:
Yusuf’un Doğuşu
Yusuf’u tek bir filmde yeteri kadar derinleştirebileceğimi düşünmüyordum. Bu yüzden üçlemeye karar verdim.
Senaryolarım genellikle 40 sayfayı aşmıyor, zaten çok diyalog ve olay örgüsü olmuyor. Bu 40 sayfalık senaryo benim için bittiğinde oyuncu ve mekan arayışına giriyor, sonra da çekime başlıyorum.
Kültür Bakanlığımız Yetmiyor
Ben aynı zamanda filmlerimin yapımcısıyım. Üç filmin de finansını sağlamak için bayağı uğraştık. Dünyanın dört bir yanına gittik, projelerimizi sunabileceğimiz, yapımcılar bulabileceğimiz çeşitli finans marketlerine başvurduk. O ülkelerin kültürel fonlarından aldığımız destekle maddi sıkıntıları gidermeye çalıştık. Çünkü Türkiye’nin sağladığı şartlar yeterli olmuyor. Biraz Kültür Bakanlığı’nın desteği oluyor. O da bütçenin ancak altıda birini karşılayabiliyor. Onun dışında televizyonlar ve yurt dışındaki finans marketleriyle bu işi yapabiliyoruz.
Devamını Oku »
Dün (27 Mayıs 2010) akşam haberlerinde Tuzla Tersanesi’nde yeni bir iş kazası ile ilgili haberler yer alıyordu. Selahattin Arslan Tersanesi’nde kızak kaldırma sırasında, 15 işçinin de yardımına rağmen vincin halatı kopmuştu. Halatın kopması üzerine başına parça isabet eden bir işçi ölmüş ve bir işçi de omzuna gelen parça nedeniyle yaralanmıştı. Dün yaşanan bu kaza ile birlikte tersanelerde yaşamını yitiren işçi sayısının 134’e çıktığı bildirildi. Dün kaldırma işi yapılırken vincin gücü yetmemiş ve 15 işçi de kızağı itmeye çalışmıştı. Bu da kızağın gücünün yetmediği ve her an kopacağı anlamına geliyordu. Ve nihayetinde vincin çekim gücü olan bomu kopup bir kişinin yaralanmasına bir kişinin de ölümüne sebep oldu.
Tezgâhlar vardır, ucuza kıyafetler satılır.Kalitesiz, bayağı, defolu mallar, oraya atılmış, yığılmıştır.Tezgâhtar bağırır: “Seçin ayırın!..”Türkiye’nin gündemi de böyle; seviyesizlikler, günübirlik hesaplar, basitlikler yığını.
Meryem Rabia Taşbilek












