Özgür Açılım

   

Vicdanın tutukluluk hali

22 Ocak 2010 20:50

İslam inancı gereği askerlik yapmayı reddeden vicdani retçi Enver Aydemir’in yargılanmasına başlandı.

“TSK Seçkinlerinin, laik değerlere dayanarak dini inançlarına karşı hasmane duygular beslediğini bu yüzden laik bir ülkede askerlik yapmayacağını” yazılı ve sözlü olarak beyan ederek vicdani reddini açıklayan Aydemir, 2007 yılında kısa bir süre tutuklu kaldıktan sonra serbest bırakılmış ancak 24 Aralık 2009’da tekrar tutuklanmış ve Eskişehir Askeri Cezaevi’ne gönderilmişti.

Tutuklu Enver Aydemir, Dün (21 Ocak) Eskişehir Askeri Mahkemesi’nde yapılan duruşmaya, askeri elbise giymeyi kabul etmediği gerekçesiyle getirilmedi.

Avukatı Davut Erkan, duruşmalara askeri üniforma giydirilmeden getirilmesini talep ettiği Aydemir’in esasen asker olmadığını, dolayısıyla Askeri Mahkemenin kişi bakımından yetkisiz olduğunu ileri sürdü.

Askeri Mahkeme Hakimi Üsteğmen Yusuf Hatip, tek hakimle yürütülmekte olan davanın kurul tarafından yürütülmesi gerektiğinin anlaşıldığını belirterek, mahkemenin görevsizliğine, davanın kurul tarafından yürütülmesi için mahkeme kıdemli hakimliğine tebliğine karar verdi.

“Hizmetten kısmen veya tamamen sıyrılmak kastıyla emre itaatsizlikte ısrar”dan hakkında 6 aydan 5 yıla kadar hapis cezası istenen Enver Aydemir, Eskişehir’de, askeri hakimlerden oluşturulacak bir kurul tarafından yargılanacak.

Tek Başına – North Country

19 Ocak 2010 21:31

Ayşenur Korkmaz

“Güzel bir evde oturuyorsunuz. Yerleri temiz, sıcak suyu olan… Sevgililer gününde çiçekler… Ve güçlüyüm diyorsunuz.
Benim yerime geçin!
Güçlü nedir söyleyin?! Aynı şeyi yaşayın ve güçlü nedir söyleyin!”

1975’te Kuzey Minnesota’daki demir madenleri ilk kadın madencisini işe aldı.1989’a gelindiğinde erkek madenciler hala otuza bir oranında çoğunluktaydı. Gerçek bir hikayeden esinlenilmiştir.

Kuzey Minnesota 1989

Eşinden şiddet gören Josey iki çocuğu ile birlikte Kuzey Minnesota’ya babasının evine döner. Çocuklarına bakabilmek için babasının çalıştığı Mesabi Demir Madeninde çalışmak ister. Ancak madende çalışmak hiç de kolay değildir. Erkeklerin otuzda bir sayısı kadar bile olmayan kadınlar, hem madeninin hem kadın olmanın ağır yükünü çekmek zorundadırlar.
Devamını Oku »

Pandora’nın Kutusu

11 Ocak 2010 13:23

Yeşim Ustaoğlu “Pandora’nın Kutusu” filmiyle, insanının her an patlamaya hazır gerçekliğine, duyarlı, sevecen bir dille eğiliyor. Farklı arayışların ve kayboluşların öyküsü olan film, üç kuşağın yaşam çabaları, beklentileri, düşkırıklıkları ve bir türlü erişemedikleri içsel dinginlik özlemini, varoluşçu bir yaklaşımla gözlemliyor.

İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan, her biri diğerinden farklı sorunun ve hayat standardının içinde sıkışıp kalmış, birbirinden habersiz, orta yaş ve sınıfa mensup üç kardeşi (Nesrin – Derya Alabora, Güzin – Övül Avkıran, Mehmet – Osman Sonant), bir gün doğup büyüdükleri Batı Karadeniz dağlarındaki köylerinden gelen bir telefon bir araya getirir. Yaşlı anneleri Nusret Hanım (Tsilla Chelton) kaybolmuştur. Annelerini aramak için buluşan üç kardeşin yıllardır gitmedikleri köylerine yaptıkları mecburi yolculuk, saklı kalan pek çok sorunun, hayatlarındaki ve ilişkilerindeki bir çok çarpıklığa dair pek çok şeyin Pandora’nın Kutusu misali ortaya saçılmasına neden olur.

Devamını Oku »

Bu sevda ki, zalime taş atan İsyana sözlü
Kan akıtmamış Adalet özlü’dür
Sapan taşlarını avuçlayan minik yüreklerde atar kalbi
Bu sevda ki, Umuda sözlü Dua özlü’dür
batılın beynini dağıtan Hakikat’e sürgün sözleri
Kudüs’te atar kalbi
Bu sevda ki, yağmur yüklü buluta sözlüdür
Fırtınalarda çarpar yüreği
Başı yerde O’nu bekler
Bir sevda ki
Özgürlüğe sözlüdür onun kalemi!
Tan yeri ağarınca susar kelimeleri
Kan akmayınca damardan
Kalkmayınca zalime taş atan eller İsyan’a
Kan kaybından ölünce sözler
Satırlara damlayan düşlere dalar kesik bileği
Sessiz harflere gömülür…

1 Şubat 2010′da işsiz kalacakları için, devlet kurumlarına nakillerini isteyen ve 4/C statüsünde çalışmayı reddeden Tekel işçilerinin Ankara’daki direnişleri devam ediyor.

Eylemleri polis tarafından şiddetle bastırılmaya çalışılan tekel işçilerinin karşı çıktıkları ve hiçbir şekilde kabul etmeyecekleri 4/C statüsünün getireceği felaketler şunlar:

‘İş güvencesi ortadan kaldırılarak, 10 aylık bir çalışma süresi öngörülüyor.
Kadrolu işçinin sahip olduğu pek çok hak elinden alınıyor.
(Sendikal örgütlenme hakkı, ikramiye, tazminat vb.)

Ücretleri de oldukça düşüren 4/C statüsü taşeron çalıştırmanın bir nevi, ayağı oluyor.

Tekel işçileri de kapatılan Tekel fabrikası yerine aynı özlük haklarıyla devletin başka bir kurumunda çalışmayı talep ederken karşılarına, var olan tüm haklarının ellerinden alınacağı 4/C statüsü getiriliyor.
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    EA4EA5EA6EA1EA1EA1semih kaplanoğlu----semih kaplanoğlu--semih kaplanoğlu-semih kaplanoğlu54