Özgür Açılım

   

Yağmur Ağacı

06 Aralık 2009 01:03

Samimiyet tek bayrak, yeryüzü tek vatan, çocukluk tek millettir bize.

Hiçbir ülkenin vatandaşları değil kendi ülkümüzün yoldaşlarıyız.

Yoldaş, ‘gel gidelim’ deyince, işi gücü, oyun ve oyalanmayı bırakıp soluğu tiyatronun önünde aldık. ‘İki bilet lütfen’ dediğimizde gişeci teyze bizi taciz etti. Ama bu çocuk oyunuymuş! İçeri girerken biletleri uzattığımız görevli amca da bize ayıp etti. Yanlış olmasınmış, bu çocuk oyunuymuş!.. Canımızı sıkmaya yetmediler ama sormadan da edemedik: ne bu ayrımcılık, siz çocuklara cüsselerine, boylarına poslarına göre mi muamele ediyorsunuz! Ne yani, biz de tam olarak çocuğuz. Bakın, biletlerimizde de yazıyor zaten: Çocuk_Tam_2, 00TL

9 çocuk 17 ebeveyn ile oyun başlamadan yerlerimizi aldık. Oyuncularsa, bizdeki rahatlığı görüp, ne kadar hoşgörülü olabileceğimizi anladıklarından, ‘başlarız canım, acelesi ne’ gibilerinden, beklenmedik bir ‘samimiyetle’ kuliste laflıyorlardı ki, yarım saat sonra oynayası gelenler sahnede geldiler ve macera başladı.
Devamını Oku »

Yorgun şiir

01 Aralık 2009 00:49

Kelimeler yorgun anlatamıyor derdini,
Virgül yorgun bölmekten cümleyi
Nokta durgun, anlayamıyor önündeki hengameyi!

Üzerine and içilen Kalem,
Yorgun gönüldekini yazmaya
Hataları düzeltmekten silgi yorgun!…

Ünlem kırgın noktaya,
Duramıyor eskisi gibi ayakta…

Mısralar solgun, düşerken g’öz’ünden yaşlar
Anlamı yüklenemeyen dizeler şaşkın,
Yusuf düşkün, İbrahim üzgün…

Dargın Musa emaneti sırtlayamayan Harun’a,
Yelkovanı kovalamaktan akrep yorgun,
Zaman sürgün sonsuza,
Alem Rahman’a vurgun!..

Damlaları taşıyamayan bulut yorgun,
Sabah karşılayamıyor güneşi
Ay ışığına tutkun deniz,
Devamını Oku »

Yeni Ecmuada Yazı-Çizi İşleri

17 Kasım 2009 12:24

Yazan: Elif Kaya

—Yapmayın Efendim! Delirdiniz mi? Bu yazınızı yayımlayamayız. Zira bu memlekette kalemi o kadar serbest bırakmaya gelmez. Başımıza bin türlü belâ mı alalım? Yeni Mecmuamızı kapattırmak mı niyetiniz Muhsin Bey. Bu devlet kurulalı yıllar oldu; kabul! Ama İktidar kaç yıl “MUKTEDİR” kalabilmiş ki şu memlekette? Siz de tutmuş topa tüfeğe, kalemle mukavemet etmek arzusundayım diyorsunuz olmaz!

—Hakkınız var efendim. Zira çok nadirdir millet iradesini postala ezdirmeyen muktedirler. Ama bu millet artık ne cunta ne de cuntacı…

—Aman… Aman susun efendim susun, yerin kulağı vardır. Bunlar eli kolu uzun insanlardır. Duyarlarsa bizi mahvederler. Neyinize lâzım Efendim. Bakın geçen bir kısmını tahlil ettiğiniz şiire okurlar bayıldı. İnsanlar gerçek hayattan şiire, romana, hikâyeye kaçmak istiyor. Gerek yok milletin kafasını devlet işiyle, açılımla, cunta haberiyle, ergenekonuyla, örgütle karıştırmaya. Şiirin bir bölümünü daha tahlil ediverin olsun bitsin.

—Hakkı Bey rica ederim, basın hürriyeti denen bir şey var bu memlekette. İsteyen mecmua istediğini yayımlar. Hem siz değil miydiniz öğrenmek için, medenileşmek için en doğru kaynak gazetedir diyen? Madem bunca dolap dönmüş, iş bitirilmiş. Bari halkın olandan bitenden haberi olsun da bırakın kararı onlar versin. Nasıl bir anlayışa tabi tutulmak istendiklerini bilmeksizin, kendilerini demokratik zannetmelerine razı olamam. Meclis bizim meclisimiz lâkin üstüne gidiliyorsa halk da kendi vekillerine sahip çıkmalı değil mi yahu?
Devamını Oku »

Solmayan Muştu…

05 Kasım 2009 21:38

Bir gün… Kaldırımın kenarında rastlamıştım ona; acımsı bir yüz ifadesiydi bu. Anlamlandıramıyordum neden bende bu denli yankı bulmuştu, içime içime işlemişti bu acılık. Hani diyorum gitmişti, çok uzaklardaydı ve ayrı bir dünyanın (kendi dünyasının) baş kahramanıydı. Kendi imparatorluğu içinde güzellik anıtlarının esin kaynağıydı. İşte diyordum kesin orada buldu sonunda bu kadar derin ve bitemeyen uğraşların mükâfatını, yıllarını verdiği O’nu buldu. Mutlu…

Yine aynıydı gözleri, yine baktığım yerde donakaldım. Rastladığım yerde bir o kadar şaşırtıcı; Alaaddin Tepesinde, Konya’da arkadaşımla görüşüp tam da arabama atlayacağım sırada… Kim kurmuştu bu dizgiyi, bu anı, bu günü…

Orada oturup “aslında” diye bağırışını beklemişim sanki yıllarca. Evet, buymuş coşkun ve uzun süredir hissiyatını yitirmiş gönlümün demlenişi. Ben de sana haykırmışım gözümü açtığım ılık seher esintisinde “hoş geldin” diye… Arabama atlayıp gidebilirdim, yine basıp gidebilirdim. Ama durdum ve kaderin oyunlarıyla cilveleşmek istedim. Usulca oturdum yanına ve sadece gözlerine kilitlendim. Acaba yine bir yokedilişe doğru hızla koşan ve frenlerini iki çift göze teslim etmiş viranemiydim. Durdum ve bir saat boyunca orada o şekilde kalakaldım… Ta ki o beni kolumdan tutup kaldırana değin. Yürüdük… Uzun uzun yürüdük konuşmaksızın ve yine başladığımız yere vardık, ki ben o büyülü bakışların etkisini tüm bedenimde hissediyordum halen… Oturalım dedi, dillendirilmemiş sızılarımla yine sendeyim. Oturduk bir ağacın altına. Artık bakışlarım durulmuş, o büyü hafiflemiş, dizginleri elime almıştım. Peki dedim, haydi başlayalım. Anladım dedi, idrakimin son haddesine kadar anladım. Tüm uzun yıllar ve uğraşlarımın boşa gidişinin nedenlerini tek tek kavradım. Uykusuzluğumda ve sol yanımda dindiremediğim iki çift gözün hüzünlü gözyaşlarını silmek tek kurtuluş. Hadi bana yardım et!
Devamını Oku »

Efendim

01 Kasım 2009 00:48

Yazan: Ezgi Kübra Güven

Acının çehresi kırmızıdır şimdi efendim
hamra gülleri kıskandırır da yine de renk vermez kendisinden
kaçtım herşeyden, herkesten
senli yalnızlıklarda gizlenmeyi istedim sabah vakitlerinde
hiç bilemedim ben efendim!

ne büyük sözler ettik, ağırlığı altında ezilmediğimiz
gelseydin de baksaydın bir yüzümüze
ne çok isterdim hicap etseydik cemalinden bir lahza
yoktu ki hicap etmeye yüzler
hiç bilemedim ben efendim!

savruldu bin parçam orta yerine insafsızlıkların
mecruhtu tüm lafızlar, mecal bulamadım iyileştirmeye
nasıl dayanırdı ki bir yürek mahşeri korkuyla sükut eden iyi niyete
niyetler iyi değildi..
hiç bilemedim ben efendim!
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    EA4EA5EA6EA1EA1EA1semih kaplanoğlu----semih kaplanoğlu--semih kaplanoğlu-semih kaplanoğlu54