Özgür Açılım

   

A’raf…!

30 Ekim 2009 01:34

Adınla Ey Rahman…

Ve kendilerine beyyineler (apaçık deliller) geldikten sonra, fırkalara ayrılıp ihtilafa düşenler gibi olmayın! Onlar için kıyamet günü elim bir azap vardır.

Meçhuldeyim, gidip geliyorum
Rüzgarlar yoldaşım, her esintiye kapılıyor aciz yüreğim…
Herkes haklı zira herkesin içinde olduğu fanus farklı
Biliyorum ama her zamanki gibi emin değilim!

Arıyorum, sorular soruyorum halden anlayan anlamayana
Her kapıda bir bekleyiş, bir umut Hakk’a dair,
Sancılı da olsa duyulası cevaplar bekliyorum
Bir adayışla ve bir adanışla bağlanmak hayata…
Dindirebilmek için içimdeki feryadı medet umuyorum

“nasıl bu kadar emin olabiliyorsun? “
“Onca soruyu, tefrikayı aşıp sımsıkı tutunabilmek kolay mı bu kadar?”
“Cümlelerin nasıl bu kadar net?
“Sözlerinin imzası kimin???”

Körü körüne bağlanırken sevdiklerim batıla
Ben, apaçık Hakk’ı bulamıyorum…!

Rahman kadar yakın,
Kerbela kadar uzak!
Devamını Oku »

‘Kötüyü değil kötülüğü yok etmeli, iyi insanlar ancak böyle çoğalır. Tutuşturan elle değil, kıvılcımla mücadele etmeli. İyilik istiyorsak eğer dünyada ateşi kıvılcımken söndürmeli…’

Çağları derin bir bilgelik ve insanlık kokan çığlığıyla delen Tolstoy, dünya edebiyatının şüphesiz ki Balzac ve Dostoyevski ile birlikte önde gelen isimlerindendir. O, öyle bir bilge ki kimi satırlarında derin bir diriliş muştusuna kimi satırlarında aşkın yakıcı ateşine kapılır yürek…

Birbirinden değerli her bir eserinde öze doğru bir yolculuğa çıkar insan, her türlü yalana hilekarlığa ve aşağılık hırslara kati bir hayırla…ve öze doğru yolculuğun yılmaz bu yolcusu her defasında sevgiyle anar bu büyük bilgeyi… Nehludov olur adeta insan ve artık kandırmak sömürmek aldatmak yok diyerek yepyeni bir umut ve dirilişle Katya’ nın ardından sürüklenedurur ta Sibiryalara…ve bu çetin ve yorucu yolda aranan hayatın evet bu kimi zaman çekilmez kimi zamanda sevinç yüklü hayatın anlamıydı derin bir iç savaşla birlikte …

Yalan ölümün arifesinde çevresini kaplayan bu yalan; korkunç, muhteşem ölüm olayını ziyaretleriyle örtmeye çalışarak yenmeye hazırlanan mersin balıkları düzeyini indirdikleri bu yalan, İvan İlyiç için son derece acı vericiydi. İşin tuhafı çevresindekiler ona bu hokkabazlıkları yaparken kaç kez, ‘bırakın şu yalanları! Ölmekte olduğumu siz de biliyorsunuz ben de biliyorum. Yalan söylemekten vazgeçin bari diye!’ diye bağıracak gibi oluyordu.. ölüme yaklaşan ivanlara seslenir büyük bilge, ivan ilyiç’in ölüm karşısıdaki acziyetini ve onun etrafında şekillenen yalanlar yumağını harika bir şekilde betimleyerek…her şey ama her şeyin geride kalacağı o gün, sevgi de nefret de dostluk da artık çok ama çok geridedir ve insanın göz açıp kapayıncaya kadar dediği ömür, yaratıcıyla bir başka ilişki tarzı olan yepyeni bir yolculukla nihayete erer…
Devamını Oku »

“Ne kadar kötü kokar,put!” diye bağırır Zerdüşt. Devletin putperestleri nasıl da hoşnutturlar, bu pis koku içinde! Devlet, Kilise gibi bir “kalpazanlar” dünyasıdır; “yozlaşmış kişilerin mizaçlarına uygun bir tepki’yi dile getirir ve Zerdüşt, bu “büyük çirkinlik , büyük başarısızlık, büyük felaket” önünde titrer. Baş dönmesi ve tiksinti basar onu: “Pencereleri kırın ve dışarı atlayın” diye yol gösterir yırtıcı bir çığlıkla: Çünkü eninde sonunda, “ancak orada, devletin bittiği yerde başlar insan”.

Nietzche

Tarihin sükseli sayfalarında, mizah değeri taşıyan ne kadar ürün ve bir fotoğraf sergisi için ne kadar görüntü varsa, hepsini çöpe atın. Ve çünkü çoğusu koca bir “hiç”liktir. Şatafatlı saray odaları ve yemek sofralarında bir kere daha olsun, kölelerin, tahta uzanamayışına birlikte şahid olun .Efsaneler ülkesinde miladı seçmek kimi zaman zordur. Ama “Lale Devri”ni tarih sayfalarından silemezsiniz, sadece görmezden gelir ya da farklı bir şekle sokmaya çalışırsınız. Ezilenlerin hali de tıpkı böyledir, onlar hor görülmüş bir nesil ise, layık görüldükleri muamele haklı ve ya yasaklı da olsa, olması gerekendir; taht sahibi için. Risk taşımamalı. Kim için? Bence bir tarih için(!) Felsefecilerin çoğu zamanlar iktidar ve devlet tanımlamalarına gitmeleri de bundan olsa gerekir. Felsefeciler ve inanmışlar her zaman için adil olmayan devlet düzenini tartışır ve hiç bir zaman ideal olanı bulamazlar. Çünkü devletler her zaman zalim olmuşlardır. Zalimlerin, zalimlik dürtüsünün ne olduğu üzerine düşünen düşünürler, kimi zaman adalet duygusunu ise görmezden gelmişlerdir.
Devamını Oku »

Edebiyat ve Sinemamız

27 Ekim 2009 12:51

Son zamanlarda, Türk sineması hakkında yapılan birçok haksız eleştiri var. Bu eleştirilerin dozunun artmasının ve eleştirenlerin her geçen gün kendilerini daha fazla haklı görmeye başlamalarının beraberinde iyi sonuçlar getireceğini düşünmüyorum. Yapılan eleştirilerin içeriklerine baktığımızda taklitçilik vurgusunun ön planda olduğunu görürüz. Sinemamızın en önemli yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan’ın Reha Erdem’in Zeki Demirkubuzun, Semih Kaplanoğlu’nun çok fazla Rus ve Fransız sinemasından etkilendiğini söylemek, hatta onların bizati taklitçi olduğunu söylemek haksız eleştiri noktasında sınır tanımamaktır. Bu durum daha emeklemekten yürümeye yeni geçen bir çocuğa sen niye hiç bir yere tutunmadan koşamıyorsun demeye benzer. Çocuk ilk önce etrafında kendisini destekleyecek bir şeylere ihtiyaç duyar. Koşabilecek kadar geliştiğinde isteseniz bile zaten tutamazsınız. Sokaklara, caddelere çıkar ve yeni hayatlar keşfetmeye atılır.

Son dönemde Türk sinemasının iyi bir ivme yakaladığını, yapılan filmlerin uluslararası alanda boy göstermesiyle anlayabiliriz. Yeşilçam çekirdeğinin çatlamasıyla filizlenen yeni Türk sineması doludizgin yoluna devam etmektedir. Bu dönemde zirve Nuri Bilge ceylanın dünyanın en saygın festivallerinden biri olan can film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü alması olmuştur. Ne yazık ki ödülü alması daha çok eleştirilmesine da ruhsat vermiştir. Bunu yakaladığı popülerliğe de bağlaya biliriz.
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    EA4EA5EA6EA1EA1EA1semih kaplanoğlu----semih kaplanoğlu--semih kaplanoğlu-semih kaplanoğlu54