‘Kötüyü değil kötülüğü yok etmeli, iyi insanlar ancak böyle çoğalır. Tutuşturan elle değil, kıvılcımla mücadele etmeli. İyilik istiyorsak eğer dünyada ateşi kıvılcımken söndürmeli…’
Çağları derin bir bilgelik ve insanlık kokan çığlığıyla delen Tolstoy, dünya edebiyatının şüphesiz ki Balzac ve Dostoyevski ile birlikte önde gelen isimlerindendir. O, öyle bir bilge ki kimi satırlarında derin bir diriliş muştusuna kimi satırlarında aşkın yakıcı ateşine kapılır yürek…
Birbirinden değerli her bir eserinde öze doğru bir yolculuğa çıkar insan, her türlü yalana hilekarlığa ve aşağılık hırslara kati bir hayırla…ve öze doğru yolculuğun yılmaz bu yolcusu her defasında sevgiyle anar bu büyük bilgeyi… Nehludov olur adeta insan ve artık kandırmak sömürmek aldatmak yok diyerek yepyeni bir umut ve dirilişle Katya’ nın ardından sürüklenedurur ta Sibiryalara…ve bu çetin ve yorucu yolda aranan hayatın evet bu kimi zaman çekilmez kimi zamanda sevinç yüklü hayatın anlamıydı derin bir iç savaşla birlikte …
Yalan ölümün arifesinde çevresini kaplayan bu yalan; korkunç, muhteşem ölüm olayını ziyaretleriyle örtmeye çalışarak yenmeye hazırlanan mersin balıkları düzeyini indirdikleri bu yalan, İvan İlyiç için son derece acı vericiydi. İşin tuhafı çevresindekiler ona bu hokkabazlıkları yaparken kaç kez, ‘bırakın şu yalanları! Ölmekte olduğumu siz de biliyorsunuz ben de biliyorum. Yalan söylemekten vazgeçin bari diye!’ diye bağıracak gibi oluyordu.. ölüme yaklaşan ivanlara seslenir büyük bilge, ivan ilyiç’in ölüm karşısıdaki acziyetini ve onun etrafında şekillenen yalanlar yumağını harika bir şekilde betimleyerek…her şey ama her şeyin geride kalacağı o gün, sevgi de nefret de dostluk da artık çok ama çok geridedir ve insanın göz açıp kapayıncaya kadar dediği ömür, yaratıcıyla bir başka ilişki tarzı olan yepyeni bir yolculukla nihayete erer…
Devamını Oku »