Son zamanlarda, Türk sineması hakkında yapılan birçok haksız eleştiri var. Bu eleştirilerin dozunun artmasının ve eleştirenlerin her geçen gün kendilerini daha fazla haklı görmeye başlamalarının beraberinde iyi sonuçlar getireceğini düşünmüyorum. Yapılan eleştirilerin içeriklerine baktığımızda taklitçilik vurgusunun ön planda olduğunu görürüz. Sinemamızın en önemli yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan’ın Reha Erdem’in Zeki Demirkubuzun, Semih Kaplanoğlu’nun çok fazla Rus ve Fransız sinemasından etkilendiğini söylemek, hatta onların bizati taklitçi olduğunu söylemek haksız eleştiri noktasında sınır tanımamaktır. Bu durum daha emeklemekten yürümeye yeni geçen bir çocuğa sen niye hiç bir yere tutunmadan koşamıyorsun demeye benzer. Çocuk ilk önce etrafında kendisini destekleyecek bir şeylere ihtiyaç duyar. Koşabilecek kadar geliştiğinde isteseniz bile zaten tutamazsınız. Sokaklara, caddelere çıkar ve yeni hayatlar keşfetmeye atılır.
Son dönemde Türk sinemasının iyi bir ivme yakaladığını, yapılan filmlerin uluslararası alanda boy göstermesiyle anlayabiliriz. Yeşilçam çekirdeğinin çatlamasıyla filizlenen yeni Türk sineması doludizgin yoluna devam etmektedir. Bu dönemde zirve Nuri Bilge ceylanın dünyanın en saygın festivallerinden biri olan can film festivalinde en iyi yönetmen ödülünü alması olmuştur. Ne yazık ki ödülü alması daha çok eleştirilmesine da ruhsat vermiştir. Bunu yakaladığı popülerliğe de bağlaya biliriz.
Devamını Oku »
Mutfakta yoğun bir hazırlık var. Yemek kokuları her yeri sarmış durumda. Sevdiğimiz kokular arasında sevmediklerimiz de hissediliyor ama biz sevdiklerimizi hissetmekten yanayız. Çok büyük bir masa kuruluyor, tertemiz masa örtüleri beyazlığıyla gözleri alıyor. Anlaşılan o ki, misafir bekleniyor… Uzun zamandır bu örtüler ortalıkta gözükmüyordu. Başına gelen son kazadan sonra yıkanması, temizlenmesi, lekelerinden arındırılması bayağı vakit almış olacak. Bu misafir telaşı herkesi meraklandırıyor, ümitlendiriyor, zaman zaman ürpertiyor, şaşırtıyor… En güzel yemek takımları sofrada. Hazırlıklar birçok el yardımıyla yapılıyor. Mutfağa biri giriyor, biri çıkıyor. Mutfak-yemek odası arası trafik yoğunluğu yaşanıyor. Herkes iyi kötü elinden geldiğince masaya bir şeyler taşıyor.
Yazan: Hatice Kübra Arslan












