Özgür Açılım Platformu

   

Özgürlük Üzerine

29 Ekim 2009 23:44

Yazan: Adnan Akanyine de uzanmalıyız 1

Özgürlük ahlakın temel kavramıdır. Bunun en önemli nedeni iyi ile kötü arasında özgürce seçim yapamayan kişiyi eyleminden ahlaken sorumlu tutmanın mümkün olmamasıdır. Özgürlük bundan dolayıdır ki insanın kendi tercihlerine, iradesinin buyruklarına göre eylemde bulunulması durumunu tanımlar. O, kişinin var olan alternatif eylem tarzları arasında bir seçim yapabilme gücünü ifade eder.

Negatif özgürlük ya da Serbestlik:

Etik’te olumsuz özgürlük olarak da bilinen negatif özgürlük anlayışına göre, insan başka bir kimse, grup ya da gücün müdahalesinden uzak olduğu zaman özgürdür, yani onun davranışına getirilen bir kısıtlamanın olmaması onun özgürlüğünü meydana getiren en önemli şeydir. Negatif özgürlüğü kabaca bireyin tüm arzu ve isteklerini herhangi bir engel olmaksızın yapabilmesi olarak tanımlayabiliriz.

Negatif özgürlük anlayışı genel olarak T.Hobbes, J.S.Mill, B.Russel gibi İngiliz liberal ve deneyimci düşünürlerle Stirner gibi aşırı bireyci anarşistler tarafından savunulmuştur. Hobbes’e göre insanın kendi amaçlı eylem tarzı nehir yatağında serbestçe akan suyun hareketine benzer şekilde dış baskı, engel, kısıtlama ve müdahelelerden bağımsız bir biçimde kendiliğinden olduğu zaman o özgür olmak durumdadır. Aynı şekilde sonraki deneyimci düşünürlere göre de özgürlük özü gereği negatif bir şey olup eylemlere getirilecek dış engelin olmamasını, kişinin kendi istek ve arzularına göre yaşamasını ifade eder. Öyle ki Stirner bir bireyin düşünmesi gerektiği yegane olgunun bizatihi kendi benciliği olduğunu dile getirir.
Devamını Oku »

Gerçeklik Ve Hakikate Dair

27 Ekim 2009 16:53

Varlık üzerine tartışadurulan önemli problemlerin başında şüphesiz ki gerçeklik ve hakikat ilişkisi ve bu ilişki üzerine var olan argümanlar gelmekteler. Öyle ki bir yanda var olan nesneler dünyasını birer tasavvur, algı yada yanılgıdan ibaret olarak tanımlayarak kuru bir anlamda hakikatin peşine düşenler öte yanda ise nesneler dünyasının ardında bir giz,plan, erek yada ayrı bir hakikatin olmadığını idda edenler…dikkat edilirse bu öyle bir çatışma ki kuru bir hakikatin peşinde koşanlar müşahedeyi, yalnızca nesneler dünyası diyenler de gaybı inkar ederek neticede insanlığı kaos ve bunalıma sevketmekteydiler…

Hiç kuşkusuz ki salt kuru hakikat arayışçıları maddi alemin birden fazla manada tezahür eden gerçekliklerini ve gerçekliğin düzeylerini küçümsemekle zihinsel yanılgıya düşmekle beraber çok önemli bir noktayı da yadsımış bulunmaktaydılar. Bu nokta gerçekliğin hakikatle olan ayrılmaz bütünlüğüdür. Gerçeklik, aynı zamanda HAK’la ilişkilidir ve onu var oluş sahnesine çıkaran tarafından da ‘hak’ olarak tanınmaktadır ve yaratılış da şüphesiz ki bu hakkın parçasıdır. Eğer ki gerçeklik olmasaydı en azından halkın büyük bir çoğunluğu ne hakikat ne de HAK hakkında bir bilgi sahibi olamayabilirdi. Bu anlamda H.Z. İbrahim’in evrende rastladığı olaylar üzerindeki akıl yürütmeleri neticesinde hakikate ulaşması üzerinde durulması gereken çok ama çok önemli bir olaydır
Devamını Oku »

“Ne kadar kötü kokar,put!” diye bağırır Zerdüşt. Devletin putperestleri nasıl da hoşnutturlar, bu pis koku içinde! Devlet, Kilise gibi bir “kalpazanlar” dünyasıdır; “yozlaşmış kişilerin mizaçlarına uygun bir tepki’yi dile getirir ve Zerdüşt, bu “büyük çirkinlik , büyük başarısızlık, büyük felaket” önünde titrer. Baş dönmesi ve tiksinti basar onu: “Pencereleri kırın ve dışarı atlayın” diye yol gösterir yırtıcı bir çığlıkla: Çünkü eninde sonunda, “ancak orada, devletin bittiği yerde başlar insan”.

Nietzche

Tarihin sükseli sayfalarında, mizah değeri taşıyan ne kadar ürün ve bir fotoğraf sergisi için ne kadar görüntü varsa, hepsini çöpe atın. Ve çünkü çoğusu koca bir “hiç”liktir. Şatafatlı saray odaları ve yemek sofralarında bir kere daha olsun, kölelerin, tahta uzanamayışına birlikte şahid olun .Efsaneler ülkesinde miladı seçmek kimi zaman zordur. Ama “Lale Devri”ni tarih sayfalarından silemezsiniz, sadece görmezden gelir ya da farklı bir şekle sokmaya çalışırsınız. Ezilenlerin hali de tıpkı böyledir, onlar hor görülmüş bir nesil ise, layık görüldükleri muamele haklı ve ya yasaklı da olsa, olması gerekendir; taht sahibi için. Risk taşımamalı. Kim için? Bence bir tarih için(!) Felsefecilerin çoğu zamanlar iktidar ve devlet tanımlamalarına gitmeleri de bundan olsa gerekir. Felsefeciler ve inanmışlar her zaman için adil olmayan devlet düzenini tartışır ve hiç bir zaman ideal olanı bulamazlar. Çünkü devletler her zaman zalim olmuşlardır. Zalimlerin, zalimlik dürtüsünün ne olduğu üzerine düşünen düşünürler, kimi zaman adalet duygusunu ise görmezden gelmişlerdir.
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    DSC_0768DSC_0715DSC_0846DSC_0873c1DSC_0174DSC_0124DSC_0085DSC_0147DSC_0186DSC_0156DSC_0169