
Yeşim Ustaoğlu “Pandora’nın Kutusu” filmiyle, insanının her an patlamaya hazır gerçekliğine, duyarlı, sevecen bir dille eğiliyor. Farklı arayışların ve kayboluşların öyküsü olan film, üç kuşağın yaşam çabaları, beklentileri, düşkırıklıkları ve bir türlü erişemedikleri içsel dinginlik özlemini, varoluşçu bir yaklaşımla gözlemliyor.
İstanbul’un farklı semtlerinde yaşayan, her biri diğerinden farklı sorunun ve hayat standardının içinde sıkışıp kalmış, birbirinden habersiz, orta yaş ve sınıfa mensup üç kardeşi (Nesrin – Derya Alabora, Güzin – Övül Avkıran, Mehmet – Osman Sonant), bir gün doğup büyüdükleri Batı Karadeniz dağlarındaki köylerinden gelen bir telefon bir araya getirir. Yaşlı anneleri Nusret Hanım (Tsilla Chelton) kaybolmuştur. Annelerini aramak için buluşan üç kardeşin yıllardır gitmedikleri köylerine yaptıkları mecburi yolculuk, saklı kalan pek çok sorunun, hayatlarındaki ve ilişkilerindeki bir çok çarpıklığa dair pek çok şeyin Pandora’nın Kutusu misali ortaya saçılmasına neden olur.
Devamını Oku »