İstanbul Büyükşehir Belediyesi her ay Kültür Sanat Bülteni yayınlıyor ve şehrin dört bir yanına serpiştirilmiş kütüphane, sinema, tiyatro vb. kültür merkezlerinde, ücretsiz olarak halkın ilgisine sunuyor.
Türkiye’nin dünyada ciddiye alınır bir üniversiteye sahip olmadığını hem kabul ediyor hem etmiyorum. Ediyorum, üniversitelerimizin hali ortada! Etmiyorum çünkü kültür sanat ve tarih dolu, dünyanın üç beş merkezinden biri olan İstanbul’u, bu güzel şehri başlı başına bir üniversite olarak görüyorum. Baş örtülü olsam da girebileceğim, bayramlarda, tatillerde gidebileceğim, sınavları olmayan, isteyene hayırlı ilmi de cömertçe veren bir üniversite!
Bu Büyük şehirde, duyurusu yapılan ve –becerip- yapılamayan yüzlerce etkinlik oluyor her ay.
Dün Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde, Reha Erdem Söyleşisi’ne katıldım.
Reha Erdem, bu ay TZT Kültür Merkezi’nde dört filmi (Hayat Var, Beş vakit, A Ay, Korkuyorum Anne) gösterimde olan, kendini bulabilme yolunda uzun bir mesafe kat etmiş, yetenekli, genç bir yönetmen.
Devamını Oku »
Her şey dahil gerçekler, bütün samimiyetiyle yer alıyor filmde. Köyde, ilk okulda, bir sınıfta, çocuklar etrafında geçiyor İki Dil Bir Bavul.
Yazan: Ammar Kılıç
Her zaman değil ancak bir şiir gösterime girdiğinde sinemaya gitmeli.
Son zamanlarda, Türk sineması hakkında yapılan birçok haksız eleştiri var. Bu eleştirilerin dozunun artmasının ve eleştirenlerin her geçen gün kendilerini daha fazla haklı görmeye başlamalarının beraberinde iyi sonuçlar getireceğini düşünmüyorum. Yapılan eleştirilerin içeriklerine baktığımızda taklitçilik vurgusunun ön planda olduğunu görürüz. Sinemamızın en önemli yönetmenlerinden Nuri Bilge Ceylan’ın Reha Erdem’in Zeki Demirkubuzun, Semih Kaplanoğlu’nun çok fazla Rus ve Fransız sinemasından etkilendiğini söylemek, hatta onların bizati taklitçi olduğunu söylemek haksız eleştiri noktasında sınır tanımamaktır. Bu durum daha emeklemekten yürümeye yeni geçen bir çocuğa sen niye hiç bir yere tutunmadan koşamıyorsun demeye benzer. Çocuk ilk önce etrafında kendisini destekleyecek bir şeylere ihtiyaç duyar. Koşabilecek kadar geliştiğinde isteseniz bile zaten tutamazsınız. Sokaklara, caddelere çıkar ve yeni hayatlar keşfetmeye atılır.












