Özgür Açılım

   

Müslümanlar ve 1 Mayıs

01 Mayıs 2010 11:20

Gülsüm Kavuncu

Türkiye’de İslam bazı çevreler tarafından gerçek hayatın dışına çıkarılmış ve birkaç dini pratiğin ötesinde gündelik hayatta karşımıza çıkan sorunlara cevap veremez nitelikte bir din haline getirilmiştir. Oysa İslam tam da adaletsizliklerin, zalimliklerin, aşağılanmanın, kula kulluk etmenin git gide çoğaldığı cahiliye döneminde Arap toplumuna bir tokat gibi çarpacak ayetlerle gelmiştir.

Köleliğe ve zengin sınıfların zulmüne karşı Kuran tüm insanların eşit olduğunu vurgularken üstünlüğün yalnız takva ile olacağını söylemiştir. Bu yüzyılda ise ‘modern köleler’ olarak işçi ve emekçiler sağlıksız koşullarda ve emeğinin tam karşılığını alamadan hiç durmadan çalışmaya mahkum hale getirilmiştir. Buna karşılık Türkiye Müslümanlarının bir kısmı kapitalizmin büyüsüne kapılmış, zenginliği bir statü olarak görerek yaşamlarını sürdürürken, işçilerin uğradıkları zulme ve haksızlıklara karşı derin bir sessizliğe gömülmüş durumdalar. Oysa Kuran der ki “Zalimlere yönelmeyin, yoksa ateş size de dokunur. Sizin Allah’tan başka bir veliniz yoktur. Sonra yardım da görmezsiniz.” (Hud 113)
Devamını Oku »

Ammar Kılıç

Bugün, Marmara Üniversitesi merkezli faaliyet gösteren Çocuk Hakları Kulübü’nün düzenlediği “Bugün 23 Nisan Neşe Dolmuyor İnsan!” başlıklı mitingdeydik.

Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı olarak kutlanan bugünün, sistemin ötekileştirdiği onbinlerce çocuğu hatırlayarak protesto edilmesi son derece anlamlıydı. Misyonunu “Çocuk Haklarının tanıtılması, bu konuda toplum bilinci oluşturulması, üniversite öğrencileri arasında aktif çocuk hakları savunuculuğunu geliştirmek, yaymak adına faaliyetlerde bulunmak ve risk altındaki çocuklarla aktif çalışarak ihalelerin yerinde gözlemlenmesi böylece önleme ve engelleme politikalarına yönelik proje, rapor ve yayınlarla baskı unsuru oluşturabilmek” olarak tanımlayan Çocuk Hakları Kulübü’ne bu anlamlı protesto için teşekkür edelim önce ve sonra miting üzerine birkaç gözlem aktaralım.

Saat üç civarı Kadıköy’de boğa heykelinin önünde toplandığımızda elliye yakın arkadaşımız ordaydı ve birçoğu ellerinde pankart taşıyordu. “Çocuklara Özgürlük!”, “Haklar için büyümek gerekmez!” ve “Çocuk istismarına son!” yazılı pankartlar vardı. Üzerinde Kürtçe ifadeler bulunan pankartlar da göze çarpıyordu. Ayrıca üzerine çeşitli görseller çizilmiş balonlar da taşınıyordu.
Devamını Oku »

“Kadın Sorunu”

08 Mart 2010 10:49

Gülsüm Kavuncu

Ali Şeriati der ki “Mesela erkek olmanın dışında hiçbir fikri, ilmi ve ahlaki özelliği olmayan bir adam, ilmi bir toplantıya katılmakla yetinmez, emir yağdırma, rehberlik etme ve ahkam kesme hakkını da kendisinde görür. ve yine Ali Şeriati der ki; “Oysa ben, sadece ‘kadın olmak’ gibi affedilmez bir suçumdan(!) dolayı yüksek tahsil görmüş, ilmi ve dini incelemeler yapmış, hayatımı ve keyfimi din, insani erdemler ve toplum hizmeti uğruna harcamış ve örtünmüş olsam bile yine de dini bir salonun ardiyesini atılır ve din adamları tarafından susturulurum.”

Varlığını kimi zaman reddettiğimiz, dile getirildiğinde inkar ettiğimiz ya da hep sonraya ertelediğimiz yüzyıllardır peşimizi bırakmayan ve çözülmedikçe de yakamıza daha sıkı yapışan bir gerçeklik “kadın sorunu”. Kadın ve erkek elbette fıtrat olarak birbirinden farklıdır. Allah farklılıkları kulları için bir tanışma, kaynaşma ve tamamlama için yaratmıştır. Farklılıkları üstünlük ya da fazlalık şeklinde algılayarak sorun haline getiren zihniyet bunu yalnız kadın için yapmamış aynı zamanda her türlü farklı dil ve ırk için de yapmıştır. Bu noktada sorulması gereken soru; doğamız gereği sahip olduğumuz farklı özellikler arasında neye göre bir hiyerarşi kurulduğudur.

Devamını Oku »

Tevhid İnancı Ve Sosyal Yaşam

15 Şubat 2010 00:45

Özgür Açılım Platformu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü’nde “Tevhid İnancı Ve Sosyal Yaşam” başlığıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımın olduğu programın konuğu sosyolog Abdurrahman Arslan’dı.

Sohbet havasında başlayan programda Abdurrahman Arslan öncelikle Arapça öğrenmediği için islami ilimler konusunda çok ciddi sözler sarf etmeyi istemediğini kaydetti ve şu şekilde devam etti; “Arapça’yı eğer iyi biliyor olsaydım şu an birçok konuda söyleyemediğim düşüncelerimi daha cesur bir şekilde dillendirebilirdim diye düşünüyorum. Benim kendi kanaatime göre, bugün modern dünyayı krize sokan şeyin başında usul gelmektedir. Usul ile yöntem arasında muazzam bir fark vardır. Ve usulün bize getirdiği o büyük zenginliğin farkında olamadığımız için, bugün sıkıntılar yaşıyoruz. Hadis, tefsir ve benzeri usullere baktığımızda, bu usul çalışmalarının çok ciddi bir felsefi temel üzerine oturduğunu fark edebiliriz. Bizim bu felsefi temeli, çok uzun bir zaman anlamadığımızı ya da fark etmediğimizi düşünüyorum. Uzun yıllar birbirimize bir metodoloji sorunumuz olduğunu söyleyerek, işimizi hallettiğimizi sandık. Oysa bu lafı ifade etmek çok kolaydır “bizim bir metodoloji sorunumuz var.” Devamını Oku »

Golgatha yolunda, başörtülü…

28 Aralık 2009 15:41

Ali Bulaç’ın Zaman’da yayımlanan “İstanbul Sosyoloji’de Rezalet” başlıklı yazısından öğrendiğimize göre, İlahiyat öğrencisi iki genç kız, İ.Ü’ye bağlı bir enstitüye mekân olan Seyyid Hasan Paşa Medresesi’nde düzenlenen, Bulaç’ın da konuşmacı olarak katıldığı bir seminere alınmamışlar.

İstisna olmayan, yine de kendi özelliği içinde insanın kanını donduran bir ayrımcılık söz konusu olan. Kabahatlerinden büyük özürleriyle, o donan kanın bileklerinizden şıp şıp aktığını da hissettiriyorlar size. Fener-Rum Patriği Bartholomeos’un sözleri nasıl yorumlanırsa yorumlansın, çoktandır “çarmıh” ve “golgatha” terimlerini metaforik anlamlarıyla sıklıkla kullanıyoruz, yazar olarak.

Geçen sene mart ayında “Golgatha’ya Tırmanmak, Daima” başlığını taşıyan bir yazı yazmış ve bu yazıda Türkiye’de başörtülü kadınların meselelerinin siyasal bağlamda nasıl da paranteze alındığını anlatmıştım. Şimdi, daha önce bu köşede hiç yapmadığım bir şekilde uzun bir alıntıyla yazımı tamamlamak, özel bir kurumda çalışan başörtülü genç bir kızın o yazım bağlamında bana ilettiği mesajının bir bölümüne yer vermek istiyorum. Başörtülü bir genç kız olarak uzmanı olduğu alanda yükselebilmesinin katlanılması güç bir sessizlik ve körlemesine bir uyum şartına nasıl da bağlandığını uzun uzun anlatan genç kızın isteği üzerine de, ismini saklı tutuyorum.
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    EA4EA5EA6EA1EA1EA1semih kaplanoğlu----semih kaplanoğlu--semih kaplanoğlu-semih kaplanoğlu54