Özgür Açılım Platformu

   

“Kadın Sorunu”

08 Mart 2010 10:49

Gülsüm Kavuncu

Ali Şeriati der ki “Mesela erkek olmanın dışında hiçbir fikri, ilmi ve ahlaki özelliği olmayan bir adam, ilmi bir toplantıya katılmakla yetinmez, emir yağdırma, rehberlik etme ve ahkam kesme hakkını da kendisinde görür. ve yine Ali Şeriati der ki; “Oysa ben, sadece ‘kadın olmak’ gibi affedilmez bir suçumdan(!) dolayı yüksek tahsil görmüş, ilmi ve dini incelemeler yapmış, hayatımı ve keyfimi din, insani erdemler ve toplum hizmeti uğruna harcamış ve örtünmüş olsam bile yine de dini bir salonun ardiyesini atılır ve din adamları tarafından susturulurum.”

Varlığını kimi zaman reddettiğimiz, dile getirildiğinde inkar ettiğimiz ya da hep sonraya ertelediğimiz yüzyıllardır peşimizi bırakmayan ve çözülmedikçe de yakamıza daha sıkı yapışan bir gerçeklik “kadın sorunu”. Kadın ve erkek elbette fıtrat olarak birbirinden farklıdır. Allah farklılıkları kulları için bir tanışma, kaynaşma ve tamamlama için yaratmıştır. Farklılıkları üstünlük ya da fazlalık şeklinde algılayarak sorun haline getiren zihniyet bunu yalnız kadın için yapmamış aynı zamanda her türlü farklı dil ve ırk için de yapmıştır. Bu noktada sorulması gereken soru; doğamız gereği sahip olduğumuz farklı özellikler arasında neye göre bir hiyerarşi kurulduğudur.

Devamını Oku »

Tevhid İnancı Ve Sosyal Yaşam

15 Şubat 2010 00:45

Özgür Açılım Platformu, İstanbul Bilgi Üniversitesi Santral İstanbul Kampüsü’nde “Tevhid İnancı Ve Sosyal Yaşam” başlığıyla bir söyleşi gerçekleştirildi. Yoğun bir katılımın olduğu programın konuğu sosyolog Abdurrahman Arslan’dı.

Sohbet havasında başlayan programda Abdurrahman Arslan öncelikle Arapça öğrenmediği için islami ilimler konusunda çok ciddi sözler sarf etmeyi istemediğini kaydetti ve şu şekilde devam etti; “Arapça’yı eğer iyi biliyor olsaydım şu an birçok konuda söyleyemediğim düşüncelerimi daha cesur bir şekilde dillendirebilirdim diye düşünüyorum. Benim kendi kanaatime göre, bugün modern dünyayı krize sokan şeyin başında usul gelmektedir. Usul ile yöntem arasında muazzam bir fark vardır. Ve usulün bize getirdiği o büyük zenginliğin farkında olamadığımız için, bugün sıkıntılar yaşıyoruz. Hadis, tefsir ve benzeri usullere baktığımızda, bu usul çalışmalarının çok ciddi bir felsefi temel üzerine oturduğunu fark edebiliriz. Bizim bu felsefi temeli, çok uzun bir zaman anlamadığımızı ya da fark etmediğimizi düşünüyorum. Uzun yıllar birbirimize bir metodoloji sorunumuz olduğunu söyleyerek, işimizi hallettiğimizi sandık. Oysa bu lafı ifade etmek çok kolaydır “bizim bir metodoloji sorunumuz var.” Devamını Oku »

Golgatha yolunda, başörtülü…

28 Aralık 2009 15:41

Ali Bulaç’ın Zaman’da yayımlanan “İstanbul Sosyoloji’de Rezalet” başlıklı yazısından öğrendiğimize göre, İlahiyat öğrencisi iki genç kız, İ.Ü’ye bağlı bir enstitüye mekân olan Seyyid Hasan Paşa Medresesi’nde düzenlenen, Bulaç’ın da konuşmacı olarak katıldığı bir seminere alınmamışlar.

İstisna olmayan, yine de kendi özelliği içinde insanın kanını donduran bir ayrımcılık söz konusu olan. Kabahatlerinden büyük özürleriyle, o donan kanın bileklerinizden şıp şıp aktığını da hissettiriyorlar size. Fener-Rum Patriği Bartholomeos’un sözleri nasıl yorumlanırsa yorumlansın, çoktandır “çarmıh” ve “golgatha” terimlerini metaforik anlamlarıyla sıklıkla kullanıyoruz, yazar olarak.

Geçen sene mart ayında “Golgatha’ya Tırmanmak, Daima” başlığını taşıyan bir yazı yazmış ve bu yazıda Türkiye’de başörtülü kadınların meselelerinin siyasal bağlamda nasıl da paranteze alındığını anlatmıştım. Şimdi, daha önce bu köşede hiç yapmadığım bir şekilde uzun bir alıntıyla yazımı tamamlamak, özel bir kurumda çalışan başörtülü genç bir kızın o yazım bağlamında bana ilettiği mesajının bir bölümüne yer vermek istiyorum. Başörtülü bir genç kız olarak uzmanı olduğu alanda yükselebilmesinin katlanılması güç bir sessizlik ve körlemesine bir uyum şartına nasıl da bağlandığını uzun uzun anlatan genç kızın isteği üzerine de, ismini saklı tutuyorum.
Devamını Oku »

İstanbul Sosyoloji’de rezalet

26 Aralık 2009 15:18

Ali Bulaç’ın konuşmacı olarak katıldığı “Sosyoloji öğrenimi” üzerine başlıklı programa;

Semineri takip etmek isteyen iki başörtülü öğrencinin içeri alınmadıkları gibi, ikna odasına alınan öğrencilere “çıkartın bunu” talimatıyla karşılaştılar.

Gelişmeden akşam haberdan olan Bulaç, bugünkü köşesinde “İstanbul Sosyoloji’de rezalet” olarak nitelendirdiği olayı yazdı.

İstanbul Sosyoloji’de rezalet

Perşembe günü İÜ Sosyoloji’de Oya Baydar’la “Sosyoloji öğrenimi” üzerine bir programa katıldım. Program davetini memnuniyetle kabul ettim.

Sosyoloji benim eleştirdiğim bir disiplin olmakla beraber sevdiğim bir alandı. Oya Baydar da benim gibi İÜ Sosyoloji bölümünden mezundu, üstelik ikimiz de uzun yıllar sonra okulumuzda konuşma fırsatını bulacaktık. Oya Baydar’ın binaya gelişi 40, benim 34 sene sonra oluyordu.

Program fakülte binasının hemen yanındaki Seyyid Hasan Paşa Medresesi’ni kullanan “Avrasya Enstitüsü”nde oldu. Ben binaya 20 dakika kala vardım. Enstitü müdürü beni ağırladı. Havadan sudan sohbet ederken, konu her nasılsa “başörtüsü yasağı”na geldi. Birilerinin neredeyse “çarşaf türü bir giysi” ile fakülteye girmek istediğini, kendisini “ikna edip” binaya sokmadıklarını anlattı. Ben olayın dersle ilgili olduğunu sandım. Biraz sonra Oya Baydar da geldi. Üzgündü.

Devamını Oku »

Ey iman edenler! Allah için hakkı ayakta tutan, adaletle şahitlik eden kimseler olun. (Maide–8)

Ülkemizin  keder, zulüm ve acıyla yüklü sokaklarından yükselen seslerine kulak verdiğimizde insanca yaşamdan mahrum bırakılmış yığınların kâh hüzün dolu kâh umut yüklü feryatlarıyla karşılaşırız tıpkı gözlerimizin önündeki perdeyi kaldırarak insanları gözlemlediğimizde barakalarda yaşanan trajedilerle, fabrika ve tarlalarda süreduran sömürüyle, üniversitelerde yaşanaduran başörtüsü zulmüyle  ve özellikle de  Kürt yurttaşlarımıza (son zamanlarda daha da artan ve şiddetlenen) yönelik infaz ve katliamlarla karşılaşacağımız gibi.

Bir acı: ismi Ceylan Önkol’dur, Uğur Kaymaz’dır, Aydın Erdem’dir, Alaattin Karadaş’dır, Ecenur Özel’dir, Serap Eserdir, Sevgi Engindir, Erdal Eren’dir, Güler Zere’dir, Engin Ceber’dir, Dersim’dir, Piran’dır, Agiri’dir…
Devamını Oku »

BİZİ TAKİP EDİN

Hakkımızda

Özgür Açılım Platformu İstanbul Bilgi Üniversitesinde, doğru bilgi: özgür açılım sloganı ile hassasiyet ve ilgi alanı birbiriyle kesişen bir grup genç tarafından kurulmuş bir kulüp. Kamuoyunun temas etmediği alanlara değinen Özgür Açılım Platformu düzene uygun olmayan kafaların ötekileştirilmesine; etnik, dini, coğrafi ve kültürel farklılıkların öcüleştirilmesine karşı kurulmuş, bilgiye, adalete ve özgürlüğe doğru açılımlarda bulunma iddiasında.

Twitter

    Fotoğraflar

    DSC_0768DSC_0715DSC_0846DSC_0873c1DSC_0174DSC_0124DSC_0085DSC_0147DSC_0186DSC_0156DSC_0169