Çay, tespih ve bir ihtimal
Her zaman değil ancak bir şiir gösterime girdiğinde sinemaya gitmeli.
Uzak İhtimal, Mahmut Fazıl Coşkun yönetmenliğindeki ekibin ilk filmi. İlk’te mazur görülmesi beklenen belirgin bir eksik aksak barındırmayan, pırıl pırıl akan bir film.
Kilisede doğmuş, annesiz ve babasız büyümüş, rahibe olacak bir genç kız, adı Clara. İstanbul’a yeni gelip ona kapı komşusu olmuş genç bir müezzin, adı Musa. Mabetleri, evleri ve kalpleri yakında ama birliktelikleri uzakta iki insan. Film uzakların yakın olması için adımlanan fakat pek kat edilemeyen mesafe üzerine. Bu mesafe hikayesine filmin ortasında, yaşlı bir sahaf olan esrarengiz adam Yakup da katılır. Birbirine bağlanmış üç hayat vardır ortada, çözümsüz kalmış bir soru/n.. Giriş ve gelişmeden sonra bir çıkış bekliyor seyirci ama nafile; son yerine çıkışsızlık yazıyor bu filmde.
Türk filmlerindeki genel temayülün aksine, imam ve müezzin, bayağı değil olduğu gibi görülmüş. Bu bakış açısı filmin tamamına hakim. Gerçekliği yırtan, zorlayan, aşan herhangi bir unsur yok. Yine aynı şekilde, polisli sahneler de gerçeğe sadakat ile yansıtılmış. Polis, masumiyet karinesi nedir bilmemek, yetki aşımı.. Adı Musa olan İmam hatipli, suçsuz bir genci tokatlayan polisin neyi sembolize ettiği ayrı bir konu değil! Neyse ki polis de değişime tabii tutuluyor veya değişiyor artık.
Sesi sözü ve müziği tasarruflu kullanmayı düstur edindiğini söyleyebiliriz yönetmenin. Fazla söze gerek yok, hâl dili ile ‘dublajsız ve alt yazısız’ seyrediyoruz filmi.
İsmet Özel’in dediği gibi çağdaş bir ürperti hissedilmiyor filmde ancak geçiliyor hüznün önünden ve arkasından! Yine de karamsar olduğumuz sanılmasın. Soğuk bir Ara’lık akşamı yağan yağmurda ıslanıyoruz, çalkantılı bir denizde küçük bir takadayız, hepsi bu!
Uzak İhtimal’e seyirci yakın duruyorsa bunu iki kelime ile izah edebiliriz: sadelik ve samimiyet. Bu yanı ile Nuri Bilge Ceylan sinemasından çok Semih Kaplanoğlu sinemasına yakınız. Çünkü buram buram bura kokan bu filmde her vesileyle mesela çay koyuluyor önümüze. Çay, kokusu ve sıcaklığı ile her meclisi ısıtmaya, insanları kaynaştırmaya, muhabbeti arttırmaya, uzakları yakınlaştırmaya muktedir, yaşasın halkların kardeşliği diyen sevimli dost! Saysam ondan fazla sahnede vardı. Kötücül sigaranın karşısına ‘devrimci’ bir tavırla çayı çıkaran yönetmene içten içe selam ederken, bir sahnede bana göz kırptığını da görmedim değil. Tezgahta asılı bir tişörtün üzerinde yazana bakın siz: ‘Turkish Tea Shirt’
Clara ve Musa’nın iç mekanlarda, vakitlerinin çoğunu mutfakta geçirmeleri de bana ayrıca anlamlı geldi.
Filmi okumamız için bize daha fazla imkân tanıyan araç ise tespih. Filmin yurt dışı afişlerinde de zaten ucunda haç bulunan bir tespih var. Şöyle mi düşünmeli: İki farklı cinsiyet, kültür, din ve fakat Tek bir Tanrı ve o Tanrının kullarının arasında, tespih gibi ayrı taneleri bir arada tutan sevgi. En iyisi Kitabımıza bir bakalım.
“O’nun işaretlerinden biri de, sizi cezbeden kendi cinsinizden eşler yaratması ve aranıza sevgiyi ve şefkati yerleştirmesidir: bunda, kuşkusuz, düşünen insanlar için dersler vardır!” (Kur’an 30:21)








Son Yorumlar