Golgatha yolunda, başörtülü…
Ali Bulaç’ın Zaman’da yayımlanan “İstanbul Sosyoloji’de Rezalet” başlıklı yazısından öğrendiğimize göre, İlahiyat öğrencisi iki genç kız, İ.Ü’ye bağlı bir enstitüye mekân olan Seyyid Hasan Paşa Medresesi’nde düzenlenen, Bulaç’ın da konuşmacı olarak katıldığı bir seminere alınmamışlar.
İstisna olmayan, yine de kendi özelliği içinde insanın kanını donduran bir ayrımcılık söz konusu olan. Kabahatlerinden büyük özürleriyle, o donan kanın bileklerinizden şıp şıp aktığını da hissettiriyorlar size. Fener-Rum Patriği Bartholomeos’un sözleri nasıl yorumlanırsa yorumlansın, çoktandır “çarmıh” ve “golgatha” terimlerini metaforik anlamlarıyla sıklıkla kullanıyoruz, yazar olarak.
Geçen sene mart ayında “Golgatha’ya Tırmanmak, Daima” başlığını taşıyan bir yazı yazmış ve bu yazıda Türkiye’de başörtülü kadınların meselelerinin siyasal bağlamda nasıl da paranteze alındığını anlatmıştım. Şimdi, daha önce bu köşede hiç yapmadığım bir şekilde uzun bir alıntıyla yazımı tamamlamak, özel bir kurumda çalışan başörtülü genç bir kızın o yazım bağlamında bana ilettiği mesajının bir bölümüne yer vermek istiyorum. Başörtülü bir genç kız olarak uzmanı olduğu alanda yükselebilmesinin katlanılması güç bir sessizlik ve körlemesine bir uyum şartına nasıl da bağlandığını uzun uzun anlatan genç kızın isteği üzerine de, ismini saklı tutuyorum.
Devamını Oku »








Son Yorumlar