Gözyaşım Yetmez
Yazan: Selman Demirci
(Aynur Tezcan; soğuk algınlığı ve yüksek ateş nedeniyle Çapa Tıp Fakültesi Eğitim ve Araştırma Hastanesine götürülen, “çarşaflı” olduğu için uzun süre kimsenin ilgilenmediği, yedi saatlik ilgisizlikten, geç müdahale ve yanlış uygulamalardan dolayı beyin ölümü gerçekleşen, bitkisel hayatta bir süre ayrımcılığın derin acısını yaşadıktan(!) sonra ömrünün baharında hayata gözlerini yuman kardeşime ithaf olunur.)
Zihinleri çarşafın kadar siyah insanlar güneş kadar aydınlık yüreğini anlayamazdı çocuk! Yarasalar aydınlığı idrak edemez. Bu, gün gibi açık; lakin şu nasipsizleri teşhir için batmalı mıydın? Dinmez bir ıstırapla sımsıcak gözyaşları yuvarlamak yeter mi ardından. Bu insanlara( hâşâ bunlar insan olamaz!) günlerce lanet etsem kâfi midir yasını tutmaya çocuk? Ağlıyorum evet, erkekler de ağlar bilir misin? Ancak onlar her şeye ağlamaz çocuk, onlarda gözyaşı, felaketin korkunç yüzüdür, kemiğe kadar işleyen bir acının tahammül haddinin fevkine çıkışıdır. Ama eli kolu bağlı oturmak kadar acısı yoktur.
Seni insafsızlara kurban vermeye tahammül edemiyorum. Tüm kâinatı titretecek bir çığlık koparsam ve sokaklara çıkıp “adalet”i bir parti ismi sanan şu alık insanlara “kardeşimi katledenlerin canını istiyorum, adalet istiyorum” diye haykırsam ne değişir? Müşahhas sisteme alnının ortasından bir kurşun sıkamadıktan sonra, bu çarpık zihniyeti bir kaşık suda boğamadıktan sonra neye yarar? İnsanlık ayıbı kara bir leke olarak tarihe düştü adın. Örtüne el uzanması saikasıyla harp başlatanlar düşmanı tasfiye ettiyse bu karanlık yüzler de kim? Memleketimi inançlarımıza, değerlerimize tahammülsüz yaban domuzları bastı bilmiyorsun çocuk. Ağzına insanlık, hukuk, demokrasi, çağdaşlık, ilericilik gibi sözcükleri sakız etmiş bu güruh bakıldığında insan vehmi uyandırıyor nazarlarda. Yirmi birinci asırda günahsız bir insanı ayrımcılığa kurban ederek, bilmem kaç milyon yıl evvel yaşamış insanlıktan nasibini almamış toplulukları barbarlık yarışında çoktan geride bıraktılar.
Zemheri bir soğuğa tutuldu kalemim. Yazmak her zamanki gibi kolay değil çocuk. Senin hesabını nasıl vereceğiz bilmiyorum. Vahyi memleketimin ruhu kılmak için elinden geleni yapmayan mazeretsiz Müslümanlar kadar suçluyum. ”Allah hiç kimseye gücünün yeteceğinden başka yük yüklemez”. Gücümün yettiğine talip olmadığım için, haksızlık karşısında yüreğim yansa da sanki hiçbir şey yapamazmış gibi sukuta sığındığım için suçluyum. Şeytanul ahres(dilsiz şeytan) olmamak adına ne yapabilirim dilim dönmüyor ama, kalemim isyanın en koyu rengiyle tahrirde. Kalemime katillerinin boğazına dizilecek sözcükler geliyor. Ben iki cümleyle dünyayı başlarına dar etmeyi de bilirim: “FE HASBUHU CEHENNEM” Seni müdafaa edemediğim için yasını tüm insanlığa tutturamadığım için beni affet çocuk, beni affet! Ve Rabbim! Ona ve mesuliyetini idrak edememiş biz Müslümanlara rahmet et! Âmin








………
“Rabbim! Bana hüküm ve hikmet gücü (yargı gücü) ver ve beni salih olanlara kat;”
“ve bana gelecek kuşaklar için bir doğruluk dili (lisan-ı sıdk) ver.” (şuara 83-84)
ve duamı yineliyorum; elinizden kalem, dilinizden kelâm, gönlünüzden selâm eksik olmasın.
aramıza hoşgeldiniz…