Hakikat Bizi Özgürleştirecek

Kas 24, 2009 by

Yazılarımın çok sert olduğunu söylüyormuş okurlar, kulağıma geliyor!

Neyle kıyasladığına göre değişir.

Alışveriş listesinin yanında çok sert duruyor, doğru.

Türkiye gerçeklerinin yanındaysa, yazdıklarım bir minder kadar serttir ancak.

Hem, kim demiş sadece yazı yazıyoruz?

Biz ‘kavga’ ediyoruz burada!

Bu milleti kandıranlarla, yarınlarımıza kumpas kuranlarla, zalimlerle, alçaklarla!

Rahatsız edebilir yazdıklarım birilerini.

O birileri başka birilerinin mavallarıyla yatış pozisyonuna geçmiş ve hatta uykuya dalmış olacak ki rahatsız oluyorlar.

Ben esasen o ‘başka birileri’nin maskelerini indirip açık etmek derdindeyim manzarayı.

Çok değil, daha sekiz ay önce ordunun içinde bir cunta “Kafes Operasyonu” adıyla bir eylem planı hazırlamış, uygulamanın yollarını arıyor.

Bu kaçıncı darbe girişimi, seksen mi oldu, Allah bilir!

Başbakan dahi çıkıp açık açık hesap sormaya çalışırken bizim(!) ‘media’nın büyük bir bölümü sus pus.

Yani, ordu içinde birileri, bu milletin vergileriyle beslenip bu millete karşı psikolojik savaş planları yapıyor, tüm mesailerini, varlarını yoklarını millet iradesini tasfiye etmeye ve kendi çıkar düzenlerini tesis etmeye harcıyor; bu gasp, bu muazzam ahlaksızlık değil sert olan, bunları yazmak mı sert?

28 Şubat’ta milletin trilyonları hortumlanırken, bundan kır gezisi gibi mi bahsedeceğiz?

Diyarbakır cezaevinde sistematik olarak insanlığa karşı suç işlenmişse, bu değil de bundan bahsetmek mi dert?

12 Eylül’ün mağdur ettiği milyonlarca Türkiye vatandaşının hakları için iki cümle kurmuşuz, kağıt üzerinde mürekkep mi sert yoksa Firavunların kendileri mi?

Açılım yapılıp millet daha özgür daha kardeş daha müreffeh kılınacak, buna sırf kendi küçük menfaatleri için karşı duran siyasi liderlerin ‘gericilikleri’ mi sertliktir, yoksa bunların ifşa edilmesi mi?

İnsan hakları savunucularını öldüreceğiz,

Çocukları müze gezerlerken havaya uçuracağız,

Gayrimüslimlere suikastlar düzenleyip bütün suçu “dincilerin” üstüne yıkacağız diyor darbeciler, en son ele geçen planda.

Zaten bunların elli katı, yüz elli katı yapıldı bu ülkede.

Ergenekon ortada.

E, onun avukatlığına soyunmuş kişiden Trabzonspor’un son transferiymiş gibi mi bahsetmemiz bekleniyor?

Statüko devam etsin, show devam etmeli diyen magazinciler gibi, zulüm sürsün diyor, amenna mı demeli?

Bu topraklardaki garip, yoksul, fakir insanlara aktarılması gereken parayı iç edenlere karşı yumuşak cümleler mi kuralım?

E, Dersim katliamı olmuş, onu da normal karşılıyorlar, malum.

O katliamın Atatürk döneminde gerçekleştiği gerçeğini söylemek mi sert yoksa bu vahşetin kendisi mi?

E, JİTEM ortada.

On yedi bin faili meçhul cinayetle kırılan benim halkım değil mi?

Sivas katliamının nasıl bir tezgah olduğunu anlatacağız, sert mi?

Sen neye inanacaksın ey sevgili okur!

Hakikate mi, yalana dolana mı?

Eğer hakikate inanacaksan, ne güzel, yan yanayız!

Gerçekleri kabul etmek kolay değil, acıtıyor, kanatıyor önce.

Ancak, yol almak için buna muhtacız.

Hakikat bizi özgürleştirecek, güzelleştirecek, göreceksin.

Related Posts

Tags

Share This

1 Comment

  1. sema

    YÜRÜMEK
    Yürümek;
    yürümeyenleri
    arkanda boş sokaklar gibi bırakarak,
    havaları boydan boya yarıp ikiye
    bir mavzer gözü gibi
    karanlığın gözüne bakarak
    yürümek!..

    Yürümek;
    dost omuzbaşlarını
    omuzlarının yanında duyup,
    kelleni orta yere
    yüreğini yumruklarının içine koyup
    yürümek!..

    Yürümek;
    yolunda pusuya yattıklarını,
    arkadan çelme attıklarını
    bilerek
    yürümek…

    Yürümek;
    yürekten
    gülerekten
    yürümek…
    (nazım hikmet)

    …(=

Leave a Comment