“İnan’ın ki Vicdani Red!”
‘öldürmektense ölmeyi tercih ediyorum.’
İnan Süver…
15 aydır sadece insan öldürmeyi reddettiği için cezaevinde bulunan İnan Süver’in şartları gittikçe ağırlaşmaya devam ediyor. Vicdan sahiplerini bu konu ile ilgili duyarlılık göstermeye davet ediyoruz.
İnan Süver 2001 yılında askerliğini yapmak üzere askere çağrıldığında, askere gitmeyi düşünmüyordu. Fakat çevresi ve ailesinin zorlamaları sonucu Erzincan’a askerliğini yapmak üzere gitti. Acemi birliğinden döndükten sonra eşi Remziye’ye askere gitmek istemediğini tekrar dile getirdi. Bu kez yine kendi ailesinin tepkileri sonucunda İzmir de ki askeri birliği teslim oldu. İnan, 12 ay boyunca bulunduğu askeriyeden birçok kez firar etti. Son firarının akabinde 2003 yılında İzmir Şirinyar askeri cezaevine alındı. Burada kaldığı 120 günlük süre zarfında birçok işkenceye maruz bırakıldı. Bunlardan birinin ve kendisini en çok zorlayanın ise cezaevinde kaldığı süre zarfı içerisinde her gün coplanması olduğunu söylüyor..Askere gitmek üzere serbest bırakılan İnan uzunca bir süre askere gitmeyip firari olarak yaşıyor.Bu dönem içerisinde yaşadığı sıkıntıları şöyle ifade ediyor: ‘Tam 8 yıl 2 ay 13 gündür kaçağım bu süre içerisin de hiç bir gün sigortalı bir işte çalışamadım ehliyette alamadım. araç ta kullanamadım.Hiç bir an bir polis memurunun yüzüne bakamadım her gördüğümde korktum. her asker gördüğümde üzüldüm hüzünlendim.hiç bir günün gecesinde sokakta turlayamadım, hiç bir gün meyhaneye kahve haneye giremedim. her sabah dönmeyecek cesine ayrıldım eşimden, evimden, çocuklarımdan. dostum düşmanım benim bu açığımı bana karsı koz olarak kullandı.Gün geldi haksızlıklar karşısında sustum.’
Bu firarlardan sonra yapılan yargılamalar sonucu 4 yıl hapis cezasına çarptırılıyor İnan Suver. İnternette ‘vicdani ret’ kavramıyla tanışması üzerine vicdani retçi ismiyle mücadelesine devam ediyor. Kendisine yapılan bu haksızlıklara karşı 2009 yılında yazmış olduğu mektup ile vicdanı reddini açıklıyor. İnan Süver yazmış olduğu vicdani ret metninde ölmek-öldürmek istemediği için asker olmayacağını, bir insanı öldürmeyi becerebileceği bir eylem olarak görmediğini ifade ediyordu.Vicdani rette ki samimiyetini ise yine aynı metinde geçen kendisine işkence yapan komutanlara dahi silah çekmeyeceğini belirtmesinde anlaya biliyoruz.
İnan Süver, 5 Ağustos 2010 tarihinde evine yapılan polis baskınında tutuklanıyor. 4 Ekim 2010 ‘da İnan, başbakana yazdığı mektupta 17 bin faili meçhul cinayetin işlendiği/4000 köyün yakıldığı/köylerinden yurtlarından zorla şehirlere göç ettirilen milyonlarca aç perişan yaşamların olduğu/50 000 gencin öldürüldüğü/kardeşin kardeşe düşman edilip kinlendirildiği/milyonlarca gencin ruhsal rahatsızlıklara itildiği/binlercesinin de intiharlara sürüklendiği lanet savaş ve savaşma sanatı denen askerliği yapamadığını ve yapmadığını beyan ederek, kendisine özel bir idam cezası talep ediyor. Ama sistem onu akli/ruhi ölüme terk etmekten yana kararlarla zulmüne devam ediyor.
28 aralık 2010 tarihinde kendisine ‘Askerliğe elverişsizdir’ raporu vermelerine rağmen,kendi raporlarına itimat etmeyen çürük sistem İnan Suver’i tutukluluğunun devamına mahkum ediyor. Vicdani retçi Suver ise bu yapılan zulme daha fazla dayanamayarak 21 Nisan 2011’de içerisinde bulunduğu Manisa Saruhanlı Açık Cezaevi’nden firar ediyor. Fakat gerçekleştirdiği firar çok uzun sürmeden 22 Nisan’da İzmir’de eşi ile birlikte iken yakalanıp Buca Cezaevi’ne konuluyor. 3 Mayıs’ta da açık cezaevinden alınıp Manisa E Tipi Kapalı Cezaevi’ne naklediliyor. İzmir’de yakalandıktan sonra açlık grevine başlıyor, açlık grevini sürdürdüğü gerekçesiyle 20 günlük hücre cezasına çarptırıldı. Bu 20 gün boyunca görüş ve telefon hakkına da el konuluyor diğer haklarına el konulduğu gibi !
Yaşanan bu gelişmelerden sonra İnan Süver hakkında daha sağlıklı/detaylı bilgiler almak hem de İnan Suver’in eşi ve çocukları ile tanışmak amaçlı Özgür Açılım Platformu olarak ailesine bir ziyaret gerçekleştirdik. Eşinin bu durumundan en çok etkilenen ve olayların içinde olan kişi eşi Remziye Suver’di. Eşi bizlere İnan ‘ın yaşadığı bu sürecin psikolojisi üzerinde bıraktığı etkilerden ve İnan süver’in 2003 yılında askeri cezaevinde gördüğü işkencelerden dolayı bir süre ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yattığından bahsederken hüzünlüydü. Suver’in bu gelişmeler içerisinde psikolojisinin gittikçe bozulmaya devam ettiğini belirtti. İnan süver’in son firar ettiği dönemde görüştüğü sırada eşinin hem fiziksel olarak, hem de biyolojik olarak çok yıprandığından, cümle kurarken zorlandığından ve söylediklerinin çok kısa süre sonra unuttuğundan bahsetti. Diğer vicdani retçilere nazaran İnan Suver’e yapılan zulmün bu denli fazla olmasını İnan Süver’in kürt olmasına ve kimliğinde doğum yerinin Van yazıyor olmasından kaynaklandığını düşündüğünü belirtti. Vicdani ret konusunda herkesi eşi İnan için ve tüm vicdani retçiler için mücadele etmeye ,bulunduğumuz yerlerde bu konuyu gündemleştirmemiz gerektiğine vurgu yaptı. Vicdani Retçi’nin 3 çocuğu ise babalarının ilgi ve sevgisinden uzakta büyümenin sıkıntısını yaşıyorlar.
Allah’a olan kulluk görevini bilinçli bir tercihe dönüştüren bizler, hiç şüphesiz ki zulüm kimden ve nereden gelirse mazlumun yanında yer almalıydık. İnsan hayatının bir hiç uğruna hiçe sayıldığı tarafı olmadığımız bir savaşta elbette ki zalim olmayı reddedenlerle beraber olacaktık. Bu amaçla gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizde müslüman öğrenciler olarak şahitliğimizi devam ettirmek ve bu şehadete özellikle bu coğrafyada yaşayan müslümanlarının dikkatini ve ilgisini çekmek, bu ilginin tüm mazlum halkları ve kişileri kuşatması gerektiğini yeniden vurgulamak ve teslimiyetin yalnızca Allah’a olduğunu hatırlatmak istedik.
Sistemin İnan Süver’e yaptığı zulme bir son vererek hakkı olan özgürlüğe kavuşmasını ve herkes için vicdani ret hakkının tanınmasını istiyoruz.
Özgür Açılım Platformu
Tevhid ve Adalet!
‘öldürmektense ölmeyi tercih ediyorum.’
İnan Suver…
15 aydır sadece insan öldürmeyi reddettiği için cezaevinde bulunan İnan Süver’in şartları gittikçe ağırlaşmaya devam ediyor. Vicdan sahiplerini bu konu ile ilgili duyarlılık göstermeye davet ediyoruz.
İnan Suver 2001 yılında askerliğini yapmak üzere askere çağrıldığında, askere gitmeyi düşünmüyordu. Fakat çevresi ve ailesinin zorlamaları sonucu Erzincan’a askerliğini yapmak üzere gitti. Acemi birliğinden döndükten sonra eşi Remziye’ye askere gitmek istemediğini tekrar dile getirdi. Bu kez yine kendi ailesinin tepkileri sonucunda İzmir de ki askeri birliği teslim oldu. İnan, 12 ay boyunca bulunduğu askeriyeden birçok kez firar etti. Son firarının akabinde 2003 yılında İzmir Şirinyar askeri cezaevine alındı. Burada kaldığı 120 günlük süre zarfında birçok işkenceye maruz bırakıldı. Bunlardan birinin ve kendisini en çok zorlayanın ise cezaevinde kaldığı süre zarfı içerisinde her gün coplanması olduğunu söylüyor..Askere gitmek üzere serbest bırakılan İnan uzunca bir süre askere gitmeyip firari olarak yaşıyor.Bu dönem içerisinde yaşadığı sıkıntıları şöyle ifade ediyor: ‘Tam 8 yıl 2 ay 13 gündür kaçağım bu süre içerisin de hiç bir gün sigortalı bir işte çalışamadım ehliyette alamadım. araç ta kullanamadım.Hiç bir an bir polis memurunun yüzüne bakamadım her gördüğümde korktum. her asker gördüğümde üzüldüm hüzünlendim.hiç bir günün gecesinde sokakta turlayamadım, hiç bir gün meyhaneye kahve haneye giremedim. her sabah dönmeyecek cesine ayrıldım eşimden, evimden, çocuklarımdan. dostum düşmanım benim bu açığımı bana karsı koz olarak kullandı.Gün geldi haksızlıklar karşısında sustum.’
Bu firarlardan sonra yapılan yargılamalar sonucu 4 yıl hapis cezasına çarptırılıyor İnan Suver. İnternette ‘vicdani ret’ kavramıyla tanışması üzerine vicdani retçi ismiyle mücadelesine devam ediyor. Kendisine yapılan bu haksızlıklara karşı 2009 yılında yazmış olduğu mektup ile vicdanı reddini açıklıyor. İnan Suver yazmış olduğu vicdani ret metninde ölmek-öldürmek istemediği için asker olmayacağını, bir insanı öldürmeyi becerebileceği bir eylem olarak görmediğini ifade ediyordu.Vicdani rette ki samimiyetini ise yine aynı metinde geçen kendisine işkence yapan komutanlara dahi silah çekmeyeceğini belirtmesinde anlaya biliyoruz.
İnan Süver, 5 Ağustos 2010 tarihinde evine yapılan polis baskınında tutuklanıyor. 4 Ekim 2010 ‘da İnan, başbakana yazdığı mektupta 17 bin faili meçhul cinayetin işlendiği/4000 köyün yakıldığı/köylerinden yurtlarından zorla şehirlere göç ettirilen milyonlarca aç perişan yaşamların olduğu/50 000 gencin öldürüldüğü/kardeşin kardeşe düşman edilip kinlendirildiği/milyonlarca gencin ruhsal rahatsızlıklara itildiği/binlercesinin de intiharlara sürüklendiği lanet savaş ve savaşma sanatı denen askerliği yapamadığını ve yapmadığını beyan ederek, kendisine özel bir idam cezası talep ediyor. Ama sistem onu akli/ruhi ölüme terk etmekten yana kararlarla zulmüne devam ediyor.
28 aralık 2010 tarihinde kendisine ‘Askerliğe elverişsizdir’ raporu vermelerine rağmen,kendi raporlarına itimat etmeyen çürük sistem İnan Suver’i tutukluluğunun devamına mahkum ediyor. Vicdani retçi Suver ise bu yapılan zulme daha fazla dayanamayarak 21 Nisan 2011’de içerisinde bulunduğu Manisa Saruhanlı Açık Cezaevi’nden firar ediyor. Fakat gerçekleştirdiği firar çok uzun sürmeden 22 Nisan’da İzmir’de eşi ile birlikte iken yakalanıp Buca Cezaevi’ne konuluyor. 3 Mayıs’ta da açık cezaevinden alınıp Manisa E Tipi Kapalı Cezaevi’ne naklediliyor. İzmir’de yakalandıktan sonra açlık grevine başlıyor, açlık grevini sürdürdüğü gerekçesiyle 20 günlük hücre cezasına çarptırıldı. Bu 20 gün boyunca görüş ve telefon hakkına da el konuluyor diğer haklarına el konulduğu gibi !
Yaşanan bu gelişmelerden sonra İnan Suver hakkında daha sağlıklı/detaylı bilgiler almak hem de İnan Suver’in eşi ve çocukları ile tanışmak amaçlı Özgür Açılım Platformu olarak ailesine bir ziyaret gerçekleştirdik. Eşinin bu durumundan en çok etkilenen ve olayların içinde olan kişi eşi Remziye Suver’di. Eşi bizlere İnan ‘ın yaşadığı bu sürecin psikolojisi üzerinde bıraktığı etkilerden ve İnan süver’in 2003 yılında askeri cezaevinde gördüğü işkencelerden dolayı bir süre ruh ve sinir hastalıkları hastanesinde yattığından bahsederken hüzünlüydü. Suver’in bu gelişmeler içerisinde psikolojisinin gittikçe bozulmaya devam ettiğini belirtti. İnan süver’in son firar ettiği dönemde görüştüğü sırada eşinin hem fiziksel olarak, hem de biyolojik olarak çok yıprandığından, cümle kurarken zorlandığından ve söylediklerinin çok kısa süre sonra unuttuğundan bahsetti. Diğer vicdani retçilere nazaran İnan Suver’e yapılan zulmün bu denli fazla olmasını İnan Suver’in kürt olmasına ve kimliğinde doğum yerinin Van yazıyor olmasından kaynaklandığını düşündüğünü belirtti. Vicdani ret konusunda herkesi eşi İnan için ve tüm vicdani retçiler için mücadele etmeye ,bulunduğumuz yerlerde bu konuyu gündemleştirmemiz gerektiğine vurgu yaptı. Vicdani Retçi’nin 3 çocuğu ise babalarının ilgi ve sevgisinden uzakta büyümenin sıkıntısını yaşıyorlar.
Allah’a olan kulluk görevini bilinçli bir tercihe dönüştüren bizler, hiç şüphesiz ki zulüm kimden ve nereden gelirse mazlumun yanında yer almalıydık. İnsan hayatının bir hiç uğruna hiçe sayıldığı tarafı olmadığımız bir savaşta elbette ki zalim olmayı reddedenlerle beraber olacaktık. Bu amaçla gerçekleştirdiğimiz ziyaretimizde müslüman öğrenciler olarak şahitliğimizi devam ettirmek ve bu şehadete özellikle bu coğrafyada yaşayan müslümanlarının dikkatini ve ilgisini çekmek, bu ilginin tüm mazlum halkları ve kişileri kuşatması gerektiğini yeniden vurgulamak ve teslimiyetin yalnızca Allah’a olduğunu hatırlatmak istedik.
Sistemin İnan Suver’e yaptığı zulme bir son vererek hakkı olan özgürlüğe kavuşmasını ve herkes için vicdani ret hakkının tanınmasını istiyoruz.
Tevhid ve Adalet için..
Özgür Açılım Platformu








Son Yorumlar