LÂL

Eki 26, 2009 by

Yazan: Hatice Kübra Arslan

Küçükken saçlarımı taramadan sokağa çıkardım. Bir şeylere inat hep büyümek istedim. Göğe bakmayı unutmuş insanların arasında göğe baktım. Her sabah penceremin kenarındaki bir serçenin gözyaşına dokundum… Kelebeklere zarar vermekten korkarak, onları hep uzaktan selamladım… Masumluğumu yitirmemek için rüzgârda savrulup durdum ama hiç pişmanlıkla muhatap olmadım.

Küçükken saçlarımı taramadan sokağa çıkardım. Bir şeylere inat hep büyümek istedim. Göğe bakmayı unutmuş insanların arasında göğe baktım. Her sabah penceremin kenarındaki bir serçenin gözyaşına dokundum…

Kelebeklere zarar vermekten korkarak, onları hep uzaktan selamladım… Masumluğumu yitirmemek için rüzgârda savrulup durdum ama hiç pişmanlıkla muhatap olmadım.

Sonsuz ırmaklara ulaşmak istedim… Hoş kokular umarak yağmura tutunup, yeni hünerlerle tanışmak için önderlerin bulunduğu imamhatibi tercih ettim.

Önceleri benim için Azrail’e tebessüm etmek bir hayaldi, kar yağan ağaçlardan sabırla çiçek toplamak da…

Hayallerim imamhatipte gerçekle birleşti, kalbim hakikatlere açıldı. İçimden buruk bir akşamı silip attım, korkusuzca yürüdüm denize, toprağa ve acıya…

Sonra yeryüzüyle tanıştım. Başımı hep yüksek tuttum, başımı sadece seccademde af umarak eğdim…

Benim için, imamhatipliler için tam bir şeyler değişiyor derken, bizler olgunlaşmanın tadına varmışken, güneşimiz bir anda uçup gitti… Bizi bu güzel düşten uyandırmak istercesine yüzümüze yağmur vuruldu. Bu çağda bizim kanat satan bezirgânlara ihtiyacımız var!

Bu çağda bir sözle yıkılır gider her şey… Ne olduğunu anlamazsın bile… Zelzeleler mi olmuş yoksa savunduğun kalene düşman mı girmiş? Elleriniz soğuktur, elleriniz kimsesiz… Sözleriniz çarmıhta asılı kalır öylece… Mavisini birilerinin çaldığı yüreğinizde umudunuz bahar olur. Şehre kar yağdığında avazınız ta ötelerdedir. Artık meydanlara sığmaz gövdeniz… Bir de sabır taşı vardır: Anne. Anne, sessizce akan ırmak gibidir…

Bazen son susmanız bir darağacındadır. Artık kirpikler yavaş yavaş indirir kepengini. Göğün yedi rengi gözlerden bir bir silinir ve sözlerin ahengi yürek devletinde kayboluverir…

Akşamları hüznü hiç eksik etmezsiniz, hüzünleri çayda demlersiniz… Bazen derdinizi ne yazmakla ne de çizmekle anlatabilirsiniz. Yüreğiniz gamla dolu bir şeylere ışık tutmak isterken birilerine veda etmek zorunda kalabilirsiniz…

Kavgalar ve umutlar sokağında bazen bir taş manken olursunuz ve tüm gözler üzerinize dikiliverir… Bazen bir ölü yıkayıcısı olursunuz, yakınları bağıra çağıra ağlaşırken siz kirli ölüler için sessizce ve sahipsizce ağlarsınız…

Siz olmazsanız Yusuf’un kuyusunda haset olmaz…

Siz olmazsanız Filistinli çocuğun sapanında taş olmaz…

Siz olmazsanız İbrahimî ateşlere karınca su taşımaz…

Siz olmazsanız karabasanları dindiren mâvera olmaz…

Nil kıyısında ayaklarını suya sarkıtan Firavun, Peygamber’in(as) geçtiği yerlere dikenler saçan Ebu Leheb, İbrahim’i ateşe atan Nemrut, bir gün bir değil, on değil, gönlü Allah’la dolup taşan milyarlarca aşığın varlığını düşünebilir miydi?

Bizler kara gecelerde beyaz güller dikmeye devam edeceğiz. Gözü yaşlı anaların âhına ortak olacağız. Çocuğunun çenesi gözünün önünde bağlanan babayı, elindeki taşı ruhunu teslim etmesine rağmen sıkı sıkıya tutan çocuğu, kendi babamız, kendi kardeşimiz gibi göreceğiz. Bizler inanıyoruz ki toprak bir gün en içli yerinden yarılacak ve her batışın bir doğuşu mutlaka olacak…

İmamhatiplinin kor olan yüreği karanlıkları boğmaya yeter… Sürekli büyüyen avuçları da Yaradan’ına el açmak için bir an olsun çekinmez… Bizler kendimize şu sözü düstur edindik:”Gül sevildiği için güzel kokmaz, güzel koktuğu için sevilir. Akıllı gül burnu çürümüş böceği de sorun etmez.”

Karunların bahçesinde de çeşit çeşit güller vardır, ancak onların bahçesinde güller kokmazmış…

2004

(Arkadaşlar bu benim başörtü yasağı ve katsayı engeli varken İstanbul genelinde ödül almış, neden imam hatibi tercih ettiğimi anlatan bir yazı, sizinle de paylaşmak istedim. Görülüyor ki Yüce Allah kendisinin ipine sımsıkı tutunan kullarını darda bırakmıyor, çok şükür ki artık katsayı engeli kalktı ve ayrıca kardeşlerimiz okullarına rahatça giriyor, okul önlerinde beklemek zorunda kalmıyorlar. Kerem sahibi olan Allah’a sonsuz hamdolsun… Selam ve dua ile…)

Related Posts

Tags

Share This

1 Comment

  1. ahenger

    Kardeşim, elinize sağlık bu çok güzel bir yazı,hem çok çok güzel. Ben de imam-hatip okumadığı halde imam-hatipli olanlardanım. Onlara selam olsun. .

Leave a Comment