Özgür Açılım Öğrenci Platformu yola devam ediyor!
Büşra Bulut
Kendisine ‘dosdoğru’ yolu seçen Özgür Açılım Platformu üyeleri istikamet üzere ilerlerken bu yürüyüşte dinle/n/mek için üçüncü olarak (Ayrımcılığa Karşı Kadın Hakları Derneği) AKDER’in kapısını çaldı.
Sohbet, Haseki’de, küçük ve sıcak bir mekânda, akşamın bereketi ile 18:00’da başladı. Bizi karşılayan Akder genel sekreteri Neslihan Akbulut, yönetim kurulundan Zelâl Dağ ve Fatma Yahyaoğlu ile yaptığımız görüşme ilk olarak Akder’i tanıyarak başladı. İlk olarak Neslihan Hanım sohbeti açtı : 15 Şubat 1999 yılında kurulan Akder, 28 Şubat’ta fikre ve kimliğe karşı yapılan saldırılar sonucunda birçok yasağa maruz kalan öğrencilerin oluşturduğu insan hakları derneğidir. Başörtüsü yasağı sonucunda eğitimlerini yurtdışında tamamlamak zorunda kalan bayanların oluşturduğu dernek, gasp edilen kadın hakları üzerinde ve bunun yanında yapılan tüm haksızlıklara karşı geniş bir çerçevede çalışmalar yapmaktadır.
Sohbetin sonraki konusu tabi ki Özgür Açılım’ın amacı ve misyonuydu. Bu tanışma faslından sonra sıcak bir muhabbetin kapıları aralanıyordu. Müslümanlar olarak yaşanılan sıkıntılardan dolayı yer yer yorgunluğun olabileceğinden bahsederken Fatma Hanım, hem birey olarak karşılaştığımız sorunlar karşısında hem de toplu yapılan bu tür çalışmalarda sürekliliğin önemine dikkat çekti. Çokça tartışılan nicelik mi, nitelik mi sorusuna karşın yapılan işlerde niceliğin önemli olduğuna fakat asıl olanın tabi ki öz yani nitelik olduğuna dikkat çeken Fatma Hanım, tarihsel sürecin de iyi tahlil edilerek eylemliliklerde netliği korumanın gerekliliğine vurgu yaptı.
Böyle muhabbetlerde yapılacak en güzel ikram çay ve kurupastadır . Mart’ın,kış günlerinin hakkını verdiği bir günde sıcak çay ve bu güzel muhabbetin devamında Akder’in kuruluş amacı olan 28 Şubat sürecinde ve sonrasında genç Müslüman öğrencilerin okul içlerindeki faaliyetlerinin ciddi oranda durduğu gerçeği konuşuldu. Neslihan Hanım, darbenin birçok kesim için olduğu gibi özellikle Müslümanlara karşı büyük bir vurgun olduğunu anlattıktan sonra, o dönemde yaşanmışlıklarından bahsetti. Genç Müslüman öğrencilerin dünya görüşlerinde sıkıntı olmasının birçok noktada olayları ve gündemi tahlil ederken tek boyutlu bakmanın oluşturduğu boşluklar söz üretemeyen ve tavır sergileyemeyen bir neslin oluşumuna yol açtığı tespiti yapıldı. Başörtüsü ve Filistin katliamı Müslümanların ciddi yaralarıdır fakat bu noktalarda dahi artık ciddiyetle düşünülmediğini, gençler olarak bu sorunları ‘miras’ aldığımızdan dolayı hakkı ile sorgulayıp buna karşı vahyi bir tavır sergileyemediğimizin sıkıntısı sık sık vurgulandı. Bunun yanı sıra Türkiye’de ve Dünya’da yaşanılan emek-sermaye, ezen-ezilen, eğitim ve insan hakları gibi adaletsizliklerin gündem olmadığı gibi bu alanlarda fikir beyan edemediğimizin eksikliğe de dikkat çekildi.
Sohbetimizi daha da bereketlendirmek adına akşam namazı için verilen aradan sonra çaylar tazelenerek konuşmaya devam edildi. Kurupastaların ve çayın yanında Özgür Açılım’ın faaliyet raporları masada incelenmek üzere duruyordu. Neslihan, Zelâl ve Fatma Hanımlar faaliyet raporunu incelerken, bir yandan Özgür Açılım üyeleri olarak yapılan faaliyetler anlatıldı. İşlenilen konulara baktıktan sonra, Özgür Açılım‘ın bu günün sorunlarına bakış açısının geniş yelpazede olduğunu söyleyen Zelâl Hanım, hayatı yorumlamada ve ona çözüm üretmekte böyle bir çalışmanın gerekliliğine ve önemine dikkat çekti. Zulmün egemen olduğu, adaletsiz bir sistemin oluşturduğu sorunlara tek boyutlu bakmanın kısırlığından dolayı bu sorunlara karşı İslami bir kimlik ile çözümler üretmenin çokça zorluğu vardır diyen Zelâl Hanım bu sorunları aşmak için onları görmezden gelmenin sakat sonuçlar doğurmasında ve sorunun köküne inilerek karşı tavrın nasıl olması gerektiğinin alternatiflerini üretmede Müslümanların pasif kaldığı özeleştirisi yaptıktan sonra, gelecek nesillerin, tarihi yaşanmışlıkları dikkatle tahlil etmeleri ve konulacak tavırda bu geniş yelpazenin korunması gerektiğini vurguladı. Bir daha görüşmek üzere karşılıklı sözler verildikten sonra bizler için verimli geçtiğine inandığımız bu güzel tanışmanın devam etmesini ümit ederek Akder’den ayrıldık.







ellerine sağlık büşra, onca şeyi çok iyi toparlamışsın:)
benim bu ziyaretten aklımda kalan, ayrılırken ayaküstü Fatma ablanın verdiği nasihatlerdi.
“sakın bırakmayın!
ara da verseniz muhakkak devam edin
birbirinizi yetiştirin, arkanızda sağlam kardeşler bırakın!”
uzun soluklu bir koşu bu
şükür ki korku ve ümit arasında, Rabbimize koşuyoruz..