Bu sevda ki, zalime taş atan İsyana sözlü
Kan akıtmamış Adalet özlü’dür
Sapan taşlarını avuçlayan minik yüreklerde atar kalbi
Bu sevda ki, Umuda sözlü Dua özlü’dür
batılın beynini dağıtan Hakikat’e sürgün sözleri
Kudüs’te atar kalbi
Bu sevda ki, yağmur yüklü buluta sözlüdür
Fırtınalarda çarpar yüreği
Başı yerde O’nu bekler
Bir sevda ki
Özgürlüğe sözlüdür onun kalemi!
Tan yeri ağarınca susar kelimeleri
Kan akmayınca damardan
Kalkmayınca zalime taş atan eller İsyan’a
Kan kaybından ölünce sözler
Satırlara damlayan düşlere dalar kesik bileği
Sessiz harflere gömülür…
1 Şubat 2010′da işsiz kalacakları için, devlet kurumlarına nakillerini isteyen ve 4/C statüsünde çalışmayı reddeden Tekel işçilerinin Ankara’daki direnişleri devam ediyor.
Eylemleri polis tarafından şiddetle bastırılmaya çalışılan tekel işçilerinin karşı çıktıkları ve hiçbir şekilde kabul etmeyecekleri 4/C statüsünün getireceği felaketler şunlar:
‘İş güvencesi ortadan kaldırılarak, 10 aylık bir çalışma süresi öngörülüyor.
Kadrolu işçinin sahip olduğu pek çok hak elinden alınıyor.
(Sendikal örgütlenme hakkı, ikramiye, tazminat vb.)
Ücretleri de oldukça düşüren 4/C statüsü taşeron çalıştırmanın bir nevi, ayağı oluyor.
Tekel işçileri de kapatılan Tekel fabrikası yerine aynı özlük haklarıyla devletin başka bir kurumunda çalışmayı talep ederken karşılarına, var olan tüm haklarının ellerinden alınacağı 4/C statüsü getiriliyor.
Devamını Oku »
Enver Aydemir 32 yaşında. Evli ve iki çocuk babası. Vicdani ret kararından ötürü tutuklanarak işkenceye maruz kalan Aydemir, bize bu acı ve ıstırabıyla daha önceki yıllarda vicdanı ret kararlarından ötürü farklı askeri cezaevlerinde işkenceye maruz kalmış İsmail Saygı’yı, Mehmet Bal’ı ve Mehmet Tarhan’ı hatırlattığı gibi, bütün bu acı ve işkencenin baş sebebi olan militarist zihniyetin ülkemizde ne denli kuvvetli olduğunu da göstermiştir.
Enver Aydemir şu an açlık grevinde, onurlu bir şekilde işkenceye ve bu işkencenin ardındaki militarist tahakküme direnmekte. Enver Aydemir’in avukatı Davut Erkan, 24 Aralık’ta gözaltına alınan ve Maltepe Askeri Cezaevi’ne götürülen Aydemir’e yapılan işkenceyi şöyle anlattı:
“Kendisinden, tek tip cezaevi kıyafetini giymesini isteyen görevlilere ‘Asker olmadığını, olmayacağını, bu yüzden de bu kıyafeti giymeyeceğini’ söyleyen Aydemir, görevliler tarafından coplanmış ve kaba dayağa maruz kalmıştır. Sonrasında kendi kıyafetleri çıkarılarak sabaha kadar iç çamaşırlarıyla soğukta bekletilmiştir. Devamını Oku »
Tuba Metin
Özgür Açılım Öğrenci Platformu, bir süre önce GDO yönetmeliğine karşı olduğunu göstermek amacıyla www.ozguracilim.net sitesinde yayınlanan bildirinin ardından, Gıda Güvenliği Hareketinin ev sahipliğini yaptığı GDO temalı platform çalışmasına davet edildi. 19 Aralık 2009 tarihinde Gıda Güvenliği Hareketinin genel merkez binasında düzenlenen, çok sayıda Stk katıldığı programda Türkiye’de ve Dünya’da GDO yönetmelikleri, gıda güvenlikleri, bu alandaki faaliyetler, ve olması gerekenler konuşuldu.
Sağlık ve Gıda güvenliği Hareketi Manifestosunun gösterimiyle başlayan seminer, Dernek Başkanı Kemal Özer’in sunumuyla ve ardından katılımcı Stk sözcülerinin GDO gündemi hakkındaki düşünceleriyle devam etti.
Seminerin sonunda Gıda Güvenliği Hareketi Başkanı Kemal Özer , Özgür Açılım Öğrenci Platformunu da aralarında görmek istedikleri geniş çaplı bir GDO’ya karşı platform çalışmalarının duyurusunu yaptı.

Özgür Açılım Platformu olarak iki bayan kardeşimizin başörtülü olmalarından ötürü maruz kaldıkları ayrımcılığı 26.12.2009 günü “Özgür Açılım Saygı Duymuyor” başlığı ile kamuoyuna duyurmuştuk.
Yaşanan olayın aktarımından ibaret duyuru ile ne şahıslar ne de kurumlar hedef alınmış, yalnızca, yıllardır süregelen ayrımcılıklardan bir ayrımcılığın kabul edilemez olduğu ifade edilmiştir. Ne var ki, bu tarihten itibaren, sağduyudan uzak, yanlış ve eksik bilgilerin dolaşıma sokulması suretiyle tartışılması gereken konu farklı yerlere çekilmek istenmiştir. Platform olarak dikkat çektiğimiz nokta bu ülkede hakkı ve hukuku dar eden, boğan ve boğduran yasaklar ve yasakçı zihniyettir.














