Sallandıracaksın Böylelerini Taksim Meydanında!
İsmail Mesut Gökdemir
Ellerindeki bayraklarla, pankartlarıyla, dillerindeki sloganlarıyla birlikte sallandıracaksın böylelerini ki sallandırasın Taksim meydanını.
Yılda en az bir kere, en azından her mayıs sonunda on binler olarak; istatistik değil, ayrı ayrı on binlerce yüz, on binlerce selam, on binlerce direniş, on binlerce beyin ve kalp olarak çıkacaksın Beyoğlu’na. Evet, Beyoğlu’na, İstiklal caddesine bunun için çıkacaksın. Bir kibrit çaksan tutuşacak caddeye kibrit değil, orman gibi gireceksin, yemyeşil. Zaten her günün her saatinde on binlerce başka insanın, başka yönlere, başka şeylere yürüdüğü o caddeyi, tek vücut gibi kaplayacak, aynı yöne, aynı şeye yürüyeceksin. Gazze’ye, Kudüs’e yöneleceksin. Yönelmek dediysek, yüzlerinizi dönmeniz değil kastımız. Çünkü biliyoruz ki “İyilik, yüzlerinizi doğu ve batı tarafına çevirmeniz değildir. Asıl iyilik, o kimsenin yaptığıdır ki, Allah’a, ahiret gününe, meleklere, kitaplara, peygamberlere inanır. (Allah’ın rızasını gözeterek) yakınlara, yetimlere, yoksullara, yolda kalmışlara, dilenenlere ve kölelere sevdiği maldan harcar, namaz kılar, zekât verir. Antlaşma yaptığı zaman sözlerini yerine getirir. Sıkıntı, hastalık ve savaş zamanlarında sabreder. İşte doğru olanlar, bu vasıfları taşıyanlardır. Müttakîler ancak onlardır!”
İşte bu yüzden ellerimizde aynı gece tüm samimiyetimizle, elimizden geldiğince hazırladığımız pankartla; (en az üç) dilimizde, gönülden çıkma sloganlarla yürüdük 30 mayısta Taksim Meydanı’na. Arapça, Kürtçe, İngilizce “Halk düzenin/sistemin düşmesini/değişmesini istiyor” dedik. Bir elimizi Filistin’e bir elimizi Suriye’ye koyduk, dirseklerimizi açabildiğimiz kadar açtık ve Siyonist, Faşist veya Emperyalist zalimlerin, baskı ve dikta odaklarının, sömürünün hedefi olan Müslümanları kollarımız arasına alırcasına haykırdık:
- Eş-şa’bu yuridu iskat’un-nizam!
- Filistin Ateşi Suriye’de!
- Bekle Filistin Mavi Marmara geliyor!
On binlerin arasındaydık, birileri “durun” dese de biz duruşu koyduk bir kenarı; meydana, meydanlara ve dünyaya duruşumuzu koyduk.
Gülümseyen, sabreden, bilen insanların tek ahd olmuş, ellerinde Filistin bayraklarıyla, tekbirler eşliğinde, Mavi Marmara’nın simgesel hatırası ve şehitlere dualarla manalı yürüyüşünü; okunan Kuran’ı, yapılan konuşmaları takip ve iştirak ederken kafamın bir köşesinde Suriye, Mısır güzergahından Filistin’e “tatile” gideceğimiz günlerin hayali dolanıyordu.
Allah, bu hayali gerçekleştirecek tüm insanlardan, Mavi Marmara’yı ve onun hatırlattıklarını unutmayanlardan, yürüyen tüm tekil ve çoğul şahıslardan razı olsun.











Allah razı olsun kardeşim; o coşkulu gün ancak bu kadar coşkuyla anlatılabilirdi.
yine ve yine heyecan ve coşkuyla ‘Filistin’e “tatile” gideceğimiz günleri bekliyoruz!’