“Şehitlerin Kanı Üzerinden Kitleselleşen Bir Devrim; Suriye!”

Haz 26, 2011 by

Büşra Bulut

Özgür Açılım Platformu, her hafta düzenli olarak yaptığı derslerinde bu hafta Adem Özköse’yi ağırladı.

Suriye direnişinin ve yaşanılanların izlerini taşıyan yazar ile devrim ve mücadele ruhu konuşuldu. Yoğun katılımın olduğu söyleşiye, Fatiha Suresi ve anlamı okunarak başlandı. Söyleşi, somut gerçekler ve tanıklıkların anlatılması ve Türkiye basınının yarattığı bilgi eksikliğini giderici sorularla devam etti.

Özköse, tarihsel geçmişi bağlamında Suriye ayaklanmalarının önemine vurgu yapacak şekilde öncelikle Hama katliamını hatırlattı. Değerlendirmelerin, 1982 yılında Hafız Esed’in mezalimi sonucunda Suriye halkının üzerinde taşıdığı korku psikolojisi ve derin tramvaların göz önüne alınarak yapılmasının önemini dile getiren Özköse, ” rejim, geçmişindeki hatalar ve zulümlerle hesaplaşmalı” dedi.

Suriye tarihi ve yaşanmışlıkları ile statükonun katran tuttuğu bir bölgedir. Özköse, sınır tanımayan zalim bir rejimin karşısında imanı ve ezilmiş köklerinin acısı ile büyüyen nesillerin devrim söylemlerinin aslında ne kadar güçlü ve haklı olduğunu bir kere daha hatırlattı.Ve devrim ateşini tetikleyen ilk ve birkaç olaydan bahsetti: Bu derin öfkenin patlak noktası, iki Suriyeli bayanın telefon görüşmesinde Mubarek rejiminin yıkılmasına verdikleri “hayırlı olsun” tepkisiydi. İstihbaratın bu bayanların görüşmelerini dinlemesi sonucu bayanları tutuklaması ve bu olay sonunda ailenin en büyüğü 14 yaşında olan çocuklarının okul duvarına “Halk, düzenin düşmesini istiyor!” yazması… En büyüğü 14 yaşında olan bu çocuklar Baas istihbaratı tarafından tutuklandı ve ciddi işkencelerden geçti. Tırnakları sökülüp, vücudunun birçok yerinde yanık izleri olan bu çocukların serbest bırakılması için aile aşiretinin büyükleri istihbarat görevlilerine giderek başlarındaki kefiyelerini çıkarıp çocukların serbest kalmasını talep ettiler. Kefiye çıkarmak, halk arasında bir anlaşma simgesidir. Bu simgesel tepkinin karşılığında nuseyrilerin yoğunlukta olduğu istihbarat görevlileri şu cevabı verdi: ” Çocukları bırakmayacağım, sizin kadınlarınızı da alacağım!” Bu olayın duyulmasıyle birlikte ertesi gün 2000 genç çocukların bırakılması için alana çıktılar.

Burada, “Direniş, bitti denilen yerde başlayacak” cümlesini anımsayarak, büyükleri zalim rejim tarafından katledilmiş gençlerin artık kıvam tutmayan öfkelesini daha iyi anlayabiliyoruz. Özköse, mafya rejimin devletin kademelerini nasıl örgütlediklerini anlattı. Siyasi alanda Beşar Esed’in, askeri alanda Mahir Esed’in ve ekonomik alanda Mahtuf’un sözünün geçtiğini belirten yazar,bu mekanizmanın verdiği güçle Esed ailesinin devrim söylemlerine karşı kendi yandaşlarını ‘ürettikleri’nin altını çizdi. Bizlerin basında rejim yanlısı olarak izlediğimiz görüntülerdeki kalabalığın istihbarat tarafından zorla alanlara yönlendirildiğinin altını çizen Özköse, bunca zulmü desteleyecek zihinlerin varlığını sorgulamamız gerektiğine vurgu yaptı. Alimlerine derin bir saygı ve bağlılıkları bulunan Suriye’deki başta Buti olmak üzere birçok önde giden alimin rejim yanlısı tavırları, hutbeleri halkın tepkisi ile karşılaştı.

Olayların her gün artan tepkiler, alanlarda çoğalan insanlar ve verilen şehitler ile harlandığı Suriye’de devrimini gençlerin yönlendirdiğini ve sahiplendiğini söyleyen Özköse, bu direnişlerle halkına ateş açılması sonucu birçok şehit veren Dera’nın, gençlerin eline geçmesi ve direnişi Dera merkezli, kitlesel hale dönüştürme süreci başladığını dile getirdi. Bu olayların yayılması ile örgütlenen gençler ve halk, köylerde ve merkez çevresi bölgelerde “Putları indirin.Temizlik kampanyası” gibi tetikleyici ve direniş ruhunu besleyici faaliyetlerde bulunuyorlar.

Yazar, yıllarca baskı rejimiyle her alandan sıkıştırılmış Suriye halkının bu intifadasının dünya ve Türkiye basınında çok kısır yansıtıldığını dile getirdi. Bu islami temelli direnişte yaşanan vahşetin görmezden gelinmesinin müslüman halkların veya yönetimlerin vicdandan ve adaletten uzak stratejik söylemlerinden haseb olduğunu belirten Özköse, bu doğrultuda ciddi dezanformasyonlar yapıldığına vurgu yaptı. Halkın derin güçler tarafından silahlandırılması, süreci emperyalist güçlerin yönettiği fikri ve internet devrimi gibi söylemlerin tam bir anti-emperyalist olan ve imani güçleri ve cesaretleri ile alanlara çıkıp şehit olan Suriye halkına büyük bir saygısızlık olduğunu dile getirdi.

İntifadanın özellikle Türkiye medyasındaki yankılarının hem çok geç hem de çok eksik olduğunu söyleyen yazar, komplo teorileri üreterek gerçeğin önünü tıkayan yazar ve gazetecilerin söylemlerini adaletten uzak bir tutum olarak değerlendirdi. Türkiye’deki müslüman halkların, gençlerin Ortadoğu’ya karşı ilgisiz tutumlarının acı verici olduğunu söyleyen Özköse, vicdan temelli bilincin eksik olduğu analizini yaptı.

“Derin analizler yapmaktan Allah’a güvenmeyi unuttuk” diyen Özköse, Suriye özelinden tüm Ortadoğu intifadalarına karşı takınılan özgüvenden uzak, aşağılık psikolojisinin müslümanların bel kemiğini oluşturan tevhid ve ümmet olma bilincini sarstığına önemle dikkat çekti. Gençler üzerinden, “Adaleti önceleyen yeni bir dil oluşturmalıyız” diyen yazar, zalimin yanlızca batı olmadığını, İslami coğrafyalarda da zalimlerin var olduğunun artık bilinmesi gerektiğini dile getirdi. Özköse, Ortadoğu’daki zalim rejimlerde ve özelde Suriye’de akla gelmeyecek işkencelerden geçen, yıllardır bu zulümlerle büyüyen nesillerin özgürlüklerinin bizim de üzerimize sorumluluk olduğunu belirtti. Suriye ve tüm Ortadoğu’daki intifadaların müslümanlar tarafından takip edilmesinin ve sürece hakim olunmasının önemi şu sözlerle dile getirdi: “Devrim bir satrançtır, taşları iyi oynayan kazanır.”

Oldukça verimli ve zevkli geçen söyleşinin sonuna gelirken Özköse, müslüman gençlerden öncü nesillerin yetiştirilmesi ihtiyacının altını çizerek davet bilinci ile gençlerin öncelikle kendi coğrafyasında ve tüm dünyada adaleti ve merhameti önceleyen ve diri tutan bir nesil haline gelmesi duası ile sözlerini tamamladı.
Söyleşi Asr Suresi ve anlamı okunarak sonlandı.

 

Fotoğraflar: Cihat Caner

Leave a Comment