Tunus, Mısır, Libya ve ötesi: Bölgede Yeni Düzen Sancıları

Mar 4, 2011 by

 

 

Doğudan dergisi ve Doğu Konferansı’nın düzenlediği Ortadoğu forumuna 4 Mart’ta Özgür Açılım’dan bir grup arkadaşla katılma fırsatı bulduk. Bilgi Üniversitesi Dolapdere kampüsünde gerçekleşen forumun moderatörlüğünü Yıldız Ramazanoğlu yaptı.

 

İlk sözü üstlenen Hayri Kırbaşoğlu Doğu Konferansı’na değinerek “Doğu Konferansı, Amerika’nın Irak’ı işgaliyle birlikte, dünya entellektüellerinin bölgedeki zulme ve adaletsizliğe karşı tek ses oluşturma çabası olarak ortaya çıktı.” dedi. “Entellektüel bir çaba fakat halka yansıyan bir yanı var. Çok farklı inançlardan, ideolojilerden, mezhep ve meşrepten insanın bir araya geldiği bir yapı. Doğu Konferansı’nın düzenlediği bir programda 3 kıtadan toplam 3500 delege bir araya geldi ve ortak kaygılar üzerine tartıştı.”

 

Kırbaşoğlu’nun bölgedeki yaşananlara dair intibası ise olumlu ve ümitvardı. “Tabanda anti-emperyalist bir oluşum var. Yeni bir şey değil bu bölgede. Mısır ve Tunus’ta yaşanan devrimler otantiktirler, spontanedirler ama belli bir anti-emperyalist birikime de dayanırlar.” dedi.

 

İslam medeniyeti havzasından bahsederken yalnızca Müslümanları kastetmediğimizi ifade eden Kırbaşoğlu, “İslam dünyası sadece Müslümanlardan oluşmuyor, Kıptiler, Süryaniler, Yahudiler, Ermeniler.. Bu kimliklerin üzerinde ortak bir direniş çabası gösterilmeli. Üst bir direniş dili kurulmalı. Direniş olgusunun teolojisini inşa etmeliyiz. Latin Amerika’daki gibi belki..” diye konuştu.

Hayri Kırbaşoğlu, son olarak, Mısır ve Tunus’taki devrimler konusunda şüphelerini de dile getirdi: “İlerlemeye dair fazla bir müspet gelişme yok. Batılılara boşluk bırakmamak gerekir. Biz bu coğrafyanın insanları olarak bölgede sivil bir insiyatifi nasıl alabiliriz bunu konuşmalıyız.”

 

İkinci olarak sahneye çıkan Mehmet Bekaroğlu, bölgede hareketliliğin hep olduğunu fakat entellektüellerimizin bölgeye ilgisiz kaldığını söyledi. Fransa’ya, İngiltere’ye defalarca gitmiş olan Türkiyeli aydınların Ortadoğu coğrafyasına seyahat etme noktasında kayıtsız kalmasından şikayetçi olduğunu söyledi.

 

Bölgede İslam’ın meydan okuyucu bir rolü olduğunu vurgulayan Bekaroğlu “Bazı sapmalar olsa da elbette bu topraklarda faizin haram olduğunu söyleyen bir kültür mevcut hâlâ.” dedi. Devrimlerin geleceği konusunda ise çok ümitvar olamadığını, BOP’un devam eden bir süreç olduğunu ve çok dikkatli davranmak gerektiğini söyleyerek, “Bu devrimleri “kredi kartı devrimleri”ne döndürmemek, batılı liberal piyasacılığa terketmemek gerekiyor” dedi.

 

Sonrasında söz alan Nuray Mert, devrimleri küçümseyen, komploculuğa varan düşünceler ve romantik iyimserlikler gibi iki uç noktaya gitmemenin gerekliliğinden bahsetti. Fakat kendisinin de şüpheci yaklaşmayı tercih ettiğini ifade ederek, “Madem bölgede Batı’yı sarsacak gelişmeler yaşanmıştır, o halde neden ana akım Batı medyası bu devrimi coşkuyla kutlayan bir yayın politikası gütmüştür? Hem, sürekli canlı yayın yapan El-Cezire, demokrasinin esamesinin okunmadığı, sansürün kol gezdiği Katar’da kurulan bir kanal, neden bu devrimi böylesine bir coşkuyla sunmuştur?” dedi. Ayrıca İran faktörünün de hesaba katılmasını isteyen Mert, “İran’ın nüfuzunun sürekli artması Batı’nın çıkarları için katlanılmaz bir noktaya geldi. Aralık ayı sonunda Lübnan’da hükümet krizi yaşandı ve Hizbullah’ın güçlenmesiyle İran etkisi Lübnan’da daha öne çıktı. Ve artık Arap diktatörlükler Batı için kullanılmaz hale gelmişti. Böylelikle bu süreci İran’ın karşısına daha güçlü, halkçı bir Sünni blok yerleştirme çabası olarak da okuyabiliriz.” diye konuştu.

 

Bir sonraki konuşmacı Yüksel Taşkın, Doğu Konferansı’nı önemsediğini fakat bu bakışta ciddi bir “Türkiyelilik” sezdiğini ifade ederek, “Arap dünyasında konu bu şekilde tartışılmıyor. 67 hüsranından sonra Arap dünyasının bir silkelenme içinde olduğunu söylemek lazım. Ama Ortadoğu’ya Türkiye’den bakma sorunu var. Gramsci’nin deyimiyle, ‘Kendini devlet sanan aydınlar’ var bu ülkede. Libya’daki olaylara karşı geliştirilecek tepkileri ‘Ahde vefa’ çerçevesinde değerlendiren isimler var.” dedi.

 

“Komplo teorileri kendilerini özne olarak hissedemeyenler tarafından üretilir.” diyerek konuşmasına devam eden Taşkın, “Son dönemde Arap dünyasında bu kazanılan özgüvenin, komploculuğu arka plana ittiğini bile söyleyebiliriz.” dedi. “Mısır’da kapitalizme eklemlenecek bir hareketten bahsediliyor. Bu halk zaten kapitalizmden çektiği için sokağa çıktı. Mikro kredilerden bıkan bir halkın tepkisi değil miydi bu? Mısır halkı tarihinde hiç yapmadığı kadar grev yaptı bu süreçte.”

 

Zeki Kılıçarslan ise kısa tuttuğu konuşmasında temel olarak, “yıkmak” kadar “kurmak”ın da önemli olduğunu ve Tunus ve Mısır’ı bu anlamda zor bir sürecin beklediğini söyledi.

 

Yıldız Ramazanoğlu, konuşmacıların ardından kısa bir değerlendirme yaparak devrimlerin hayırlı olması dileklerini iletti. Program, izleyicilerin katılımlarıyla yaklaşık bir saat daha forum formatında devam etti.

 

Özgür Açılım olarak biz ise şunları söyleyebiliriz:

 

Mustazaf halkların direnişlerini selamlıyoruz. Müstekbirlerin iktidarlarının devrilmesi her halükarda olumlu bir duruma işaret ediyor. Sonraki süreçte akbabalığa soyunacak olan Batılı güçlere karşı kardeş halklarımızın ve o halkların yöneticilerinin de uyanık bir zihin ve farkındalık sahibi bir idrakla hareket etmesi gerektiğini düşünüyoruz. Sürekli dillendirilen “Radikal İslam” korkusu ve bunun karşısında koyulan “demokrasi” söylemi ister istemez Batı’nın arzularını meşru kılmaya yarıyor. Demokrasi söylemiyle beraber gelmesi kuvvetle muhtemel olan liberal piyasa mantığının baskıcı diktatörlüklerden ne ölçüde farklılaşacağı ve adil bir düzeni tesis edebileceği de ayrıca bir merak konusu olarak karşımızda duruyor. Bu bağlamda, Gannuşi’nin Türkiye’yi rol model olarak göstermesi çok sevindirici gözükmüyor.

 

Devrimlerin bereket getirmesi için dua ediyoruz.

 

Özgür Açılım Platformu

Özgürlük İçin Adalet!

Related Posts

Tags

Share This

Leave a Comment