ULUDERE’YE AĞIT
28 Aralık 2011 gecesi Şırnak’ın Uludere ilçesinde 38 insanın vahşice öldürüldüğü, failinin de ma’lum olduğu bir katliam yapıldı. Özgür Açılım Platformu ve Hür Beyan olarak duruma sessiz kalmayıp tepki göstermek, yapılanları kınamak ve şahitliğimizi gerçekleştirmek adına bugün Özgür açılım Platformu olarak 12:30′da Fatih Saraçhane parkında eylem için toplandık, Hür Beyan’dan arkadaşlar daeş zamanlı olarak Ankara Abdi İpekçi Parkında katliamda hayatını kaybedenler için gıyabi cenaze namazı kılıp basın bildirilerini okumuşlardır.
Eylem Ammar Kılıç’ın kısa bir konuşmasının ardından Habil Sağlam’ın grup adına basın bildirisini okuması ve ardından ”ESKİ KİRLİ SAVAŞ YENİ OLAN AMBALAJ”, “ZALİM DEVLET HESAP VERECEK”,”YANDAŞ MEDYA DİLSİZ ŞEYTAN OLMA”,”KARTEL MEDYA DİLSİZ ŞEYTAN OLMA” şeklinde sloganlar atılmasıyla son buldu.
BASIN BİLDİRİSİ
Bismillahirrahmanirrahim
Kendisi merhametli olan ve merhametle davranan Allah’ın adıyla:
Şırnak’ın Uludere ilçesine bağlı Ortasu Köyünde 28 Aralık gecesi 38 insan Türk Silahlı Kuvvetleri’nin savaş uçakları tarafından bombalanarak katledildi.
Eğitimin olmadığı, tarımın yapılamadığı, sanayinin esamesinin okunmadığı, hayvancılığın yok edildiği bir coğrafyada; hayatta kalmak adına, 50-60 TL uğruna; katırlarla beraber sınır değiştirip her türlü tehlikeyi göğüsleyerek ticaret yapmak ZORUNDA kalıyorsunuz. Anneniz size diyor ki: “Aman oğlum, askerler gelirse sakın kaçmayın, teslim olun”. Askerler diyorlar ki, “Uyuşturucu ve silah kaçırmadığınız sürece gidip gelebilirsiniz”.
Böyle bir vasatta, böyle bir yoklukta sınırı geçip mazotları katırlara yükleyip geri dönerken ‘terörist’ sanılarak bombalanıyor, kavrularak, paramparça edilerek öldürülüyorsunuz. TC Devleti’nin terörle mücadelede yeni dediği konsept ile tanışmış oluyorsunuz böylece!
Bu konseptte yeni teknolojiler olsa da yine ve yine ve yine savaş var. Devletin tüm gücünü koordinasyon halinde seferber etmesi var.
Bu konseptte İHA’ların aktif kullanımı var, özel harekatın dinamize edilmesi var. ABD’yle aktif işbirliği ve istihbarat paylaşımı var. Bu konseptte kışın bile operasyon üzerine operasyon yapıp yok etmek var, can almak var.
Ovadaki ‘teröriste’ tutuklama, tutuklu ‘teröriste’ tecrit, dağdaki ‘teröriste’ ölüm var.
Evet, modern dönemlerde bir savaş cereyan ediyorsa siviller de ölüyor. Ama esas mesele zaten bu savaşın devam ettirilmesi, bu derece anlamsızlaşmış bir savaşı devam ettirme gayesi güden irade. Diyaloğa kapıları kapatan, müzakereye yanaşmayan, barışmaktan anladığı düşmanını ezmekten ibaret olan kronikleşmiş devlet aklı…
Kürt sorununa çözümü silahta aramanın bu ülkeye kan kusturan bir kısır döngüyü beslediğine tarih şahit değil mi?
Haksız yere bir insanı öldürmenin, bütün bir insanlığı katletmek olduğuna inanan insanlar, gözleri önünde yazılagelen bu katliamlar tarihine nasıl katkı yaptıklarını iyi düşünmeliler!
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytanlar gibi mi?
Zülmün kimden geldiğine bakmaksızın karşı durarak mı?
Onlar ve biz ayrımı yaparak, ‘onların zülmü vahşet, bizim zulmümüz ‘teknik hata’ diyerek mi?
Bu katliam TSK’nın değil PKK’nın ‘hatası’ olsa idi Türk medyasının manşetlerinin renginde ciddi bir değişiklik olacaktı! Aksine inanan bir vicdan sahibi var mı?
Manşetlerin rengi, şahitliğin rengi adalet olmalı! O tarafta veya bu tarafta olmak, iktidarla veya muhalefette olmak kimseyi adaletten alıkoymamalı değil mi?
Bu yapılanlara ve yapılmayanlara, bu yazılanlara ve yazılmayanlara, bu söylenenlere ve susulanlara, bu açıklanan ve saklananlara Allah şahittir, tarih şahittir ve yarın herkes her şekilde şahit olacak!
Biz ölen her insan için sustukça girdiğimiz vebalden korkuyoruz. Allah’tan korkuyoruz, hesap gününden korkuyoruz. Ağlayan bir ananın âh’ından korkuyoruz.
Bu devlet aklı ortadan kalkmalı. Kirli bir savaşın değirmenine tek damla kan tek damla gözyaşı dahi taşımak istemiyoruz. Biz artık barış istiyoruz. Yalnızca sivillerin değil, kimsenin bu pis çarkta ezilmediği, ölmediği adil bir ülkede barış içinde, selam içinde yaşamak istiyoruz.
Özgür Açılım Platformu ve Hür Beyan hareketi olarak
Rabbimizden, vefat eden kardeşlerimiz için rahmet, aileleri için de sabırlar diliyoruz.





















tebrik ediyorum kardeşlerim, Allah duruşunuzu kavileştirsin; zulme karşı mücadelede azminizi artırsın.
bu olaylara biraz daha geniş bakılması gerektiğini düşünüyorum. katliam olsaydı devlet hiçbir açıklama yapmazdı. lakin suçlu kimse bulunacak dendi devlet tarafından. katliam denmemesi lazım. öldürmüşlerdir lakin katliam kelimesi abes kaçar. devletçi değilim lakin bu olaylara biraz daha düşünerek, görerek bakılması yanlısıyım.
zalimler nasıl bir inkılapla yıkılcaklarını görecekler… rabbim şahitliğinizi kabul etsin
35 GÜL AĞACI
Seîdê Sîsî
Bu dağ ne Mengene dağıdır, ne de Nemrud,
Bu dağ Kato Dağıdır Haftanine bakan
Bu dağ Haftanindir Katoyu kucaklayan
Güneş batanda Kato dağında,
Bir takım yıldızı yürüdü gecenin karanlık perdesinin ardından
Ekmek aramaya, aş aramaya…
Bu dağ Kagto dağıdır anlı şanlı
Güneş batanda
Karanlık çökende
Azraile çağrı yapıldı
çiyanlarca, engereklerce
Kalleşçe, qûnekçe…
Leylim leylim cellat nişangahlar aydasında idi Yıldızlar
Dört yanları pusu,
Mevt ile çevrili…
Masum, suçsuz,habersiz…
Azrail yerden havalandı çelik kanatları ile
Kürdün onuru gençler vardı hedefinde
Lanet şer parmakları onları işaret ediyordu,
Cellat nişangahlar ekranında onlar vardı,
Silahsız, uryan…
Bir başlarına
Bir de katırlarına…
Neylersin…
İnsanlık vahşileşince,
İslamlık dejenere edilince
Türkislamistleştirilince yani…
Kımız içmiş yabanıl sahte azrail
Kinini kusacaktı, imi, imkanı yoktu…
Fermanını ve fetwasını vermişti Ebucehl
Ve buyruk kesindi
Canları alınacaktı ecelsiz, yargısız
Zamansız…
Daha dün, yetmiş sene geride kalsa da daha dün
Bir paşa ferman buyurmuştu 33 kişinin katline
Daha bugün,
Ama,
Yetmiş sene sonra da olsa daha bugün
Ebucehl fetwa vermişti
Kürdün katline…
”Vurun demişti Kürdlere”, namussuzluk günüdür…
Elli kişi de olsa
Beşyüz kişi de olsa
Beşbin kişi de olsa
Hatta elli bin kişi de
Yokedin
Köklerini kazıyın
Buyurmuştu…
Tıpkı Muğlalılar
İnönüler
Menderesler gibi Kürdün katline cevaz vermişti
Zebaniler başı
Raconunu kesmişti…
Ne kimi var Kürdün
Ne de kimliği,
Allahın dağından gayri…
Masumdular…
Ruhları pırıl pırıl
İpil ipil…
Azrail yaktı gizli ışığını
Doldurdu, kapattı bombasının namlusunu
Nişan aldı
Güvercin kadar özgür ve habersiz Kürdlere…
Kustu azrail bombalarını fetwa niyetine…
Katonun
Bakire havasını
Akpak karlı alanını
Doldurdular türkislamistlerin ırkçı kusmuğu ile…
Yerde 35 beden kaldı
Cansız, mecalsiz… Buz gibi…
Aniden…
Doldurdular dereleri kanla
Evleri tepeleme matemle…
Kürdler nehir oldu aktı
Deniz oldu dalgalandı
Bulut oldu gurledi…
Esaret defterlerini paramparça ettiler
Yeniden yazmaya hazırlandılar diroklarını
Gerçek yüzü ile
Gerçek astarı ile…
Daha dün de
Yetmiş sene de geçse daha dünde kürtler kimsesizdi…
Ama
Daha bugün, yetmiş sene sonra da olsa daha bugün
Kürd sahipsiz değildir
Yerin hazinesini dolduran şehidler kervanına
35 taze yeni can armağan ettiler…
Kirvelik kalmadı ki artik
Hallarımızı aynen böyle yaz diyelim.
Bizi şair yaptı 35 tane taze beden
35 gülağcı oldu Kato Dağında
Özgürlük açan
Barışı yaratan
Demokrasiyi kuran…
Ebucehl timsah gözyaşlarını dökmeye berdevamdadır
Tarih yargısı kurulduğunda
”Suçlu ayağa kalk!” söylenende
”Yewme tüble serairû”
Sırlar birer birer ortaya dökülende
Ebucehl ”yaleyteni küntu türaba”
Keşke toprak olsaydım
Diyecektir.
Yakındır…
Kelli felli sakallı alimlerinizi utandırdınız güzel insanlar…
Tüm Türkiye’de ki cemaatciklere örnek bir tavır sergilediniz…
Kavvam duruşunuzu bozmayın inş….