Yeni Ecmuada Yazı-Çizi İşleri
Yazan: Elif Kaya
—Yapmayın Efendim! Delirdiniz mi? Bu yazınızı yayımlayamayız. Zira bu memlekette kalemi o kadar serbest bırakmaya gelmez. Başımıza bin türlü belâ mı alalım? Yeni Mecmuamızı kapattırmak mı niyetiniz Muhsin Bey. Bu devlet kurulalı yıllar oldu; kabul! Ama İktidar kaç yıl “MUKTEDİR” kalabilmiş ki şu memlekette? Siz de tutmuş topa tüfeğe, kalemle mukavemet etmek arzusundayım diyorsunuz olmaz!
—Hakkınız var efendim. Zira çok nadirdir millet iradesini postala ezdirmeyen muktedirler. Ama bu millet artık ne cunta ne de cuntacı…
—Aman… Aman susun efendim susun, yerin kulağı vardır. Bunlar eli kolu uzun insanlardır. Duyarlarsa bizi mahvederler. Neyinize lâzım Efendim. Bakın geçen bir kısmını tahlil ettiğiniz şiire okurlar bayıldı. İnsanlar gerçek hayattan şiire, romana, hikâyeye kaçmak istiyor. Gerek yok milletin kafasını devlet işiyle, açılımla, cunta haberiyle, ergenekonuyla, örgütle karıştırmaya. Şiirin bir bölümünü daha tahlil ediverin olsun bitsin.
—Hakkı Bey rica ederim, basın hürriyeti denen bir şey var bu memlekette. İsteyen mecmua istediğini yayımlar. Hem siz değil miydiniz öğrenmek için, medenileşmek için en doğru kaynak gazetedir diyen? Madem bunca dolap dönmüş, iş bitirilmiş. Bari halkın olandan bitenden haberi olsun da bırakın kararı onlar versin. Nasıl bir anlayışa tabi tutulmak istendiklerini bilmeksizin, kendilerini demokratik zannetmelerine razı olamam. Meclis bizim meclisimiz lâkin üstüne gidiliyorsa halk da kendi vekillerine sahip çıkmalı değil mi yahu?
—O sizin dediğiniz basın hürriyeti bu memleketin en büyüklerinin hürriyetidir. Ne sandınız ya kendinizi! Sarı birkaç yaprak köşesinde kalemi kırık bir kâtip. Haydi, Efendim siz de! Bizim etimiz ne ki budumuz ne olsun! Biz büyüklerimiz ne dediysek onu yapmaya memuruz. Yoksa toplumu ne ile inandıracaklardı? Siz zannediyor musunuz ki bir külli fiil halk inandığı için meydana geldi; olur mu durumu oluşturmak isteyeler oluşturdu sonra millet inandırıldı. Alın size yılların özeti. Neymiş efendim halk artık barış istiyormuş; Kürdü, Türkü herkes kan dursun, analar ağlamasın diyormuş yahu durun! Bu kadar külli bir hadiseye büyüklerimiz onay vermeden halk nasıl olurda inanır. Bu işin ekonomik zararı var, siyasi düzen(eğ)e zararı var; sonra bu milleti kendi içinde birbirine kırdırmazsan nasıl baş edecek büyüklerimiz onları yönetmekle! İşte birkaç adam bir şey yapacağız diye halkı sürmüş peşi sıra gidiyor. Uğurlar ola ben henüz aklımı yitirmedim Efendim!
— İsminizle muamele görünüz inşallah Efendim, ne diyeyim size! Bu millete, bu devlete hizmet etmek isteyenler canla başla uğraşmış, bugün kelle koltukta hâlâ da uğraşmakta olanlar. Bu işler şimdilerde kalemle kâğıtla olur, okuyucuyla, kamuoyuyla olur. Bu kadar içli dışlı olduğunuz halde, hâlâ birilerinin aba altından gösterdiği sopadan korkmaktasınız. Bu millet yıllardır sizin gibi “Akıllıyım” diyenlerden usandı. Evet delilere, derdi olanlara ihtiyaç var. Kana değil kardeşe, kardeşin kardeşliğe ihtiyacı var. Milletin İKTİDAR gibi iktidara, ordu gibi orduya ihtiyacı var. Aslen bu kurumlar birbirine muhtaçtır, ama milletin “iktidarına” ne diye diş biliyor? Bilmek gerekir ki bu sağlam bünyeye mikrop intikal etmiş. Madem “Egemenlik kayıtsız şartsız milletin!” bu bünye bunları barındırmaz. Haktır Hakkı Bey; Hakk! Gün doğuncaya dek biz de kalemimizle topa tüfeğe mukavemet ederiz… Hayrolsun sonunuz!







“Haktır Hakkı Bey; Hakk!”
gün gibi apaçık, Hakk!
kaleminize sağlık…